Haber Analiz: ABD'nin rakiplerine “yüzde 60 sınırı”

Haber Analiz: ABD'nin rakiplerine “yüzde 60 sınırı”

Bu hafta önce ABD daha sonra da Çin, birbirine yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulama kararı aldığını açıkladı.

Ek tarife uygulamaları, eş zamanlı olarak 23 Ağustos'ta başlayacak. Böylece, ABD'nin başlattığı ve Çin'in karşılık vermek zorunda kaldığı, 50'şer milyar tutarındaki ürünlere ek tarife uygulamasına dayanan ticari savaş resmen başlamış oldu.

ABD'nin Çin'e karşı uyguladığı son tarife politikasının amacı Çin'le mevcut "adaletsiz ticaret"in çözülmesi olarak görünse de, karar aslında ABD'nin dolar hegemonyasını koruma, çok taraflı kuralları yönlendirme ve azami ekonomik menfaatler elde etmeyi sürdürme amacıyla hızla kalkınan rakiplerine baskı uygulayarak onları kısıtlama hedefi güdüyor.

Son yüzyılda "iki endişe"

Yalnızca 200 yıllık bir geçmişe sahip ABD, bir tek rakiplerini kısıtlama konusunda ustalaşmış durumda. ABD, geçen yüzyıl iki kez rakiplerinin kendisini geçmesi endişesi yaşadı.

İlk endişeyi, Sovyetler Birliği'nin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) ABD'nin GSYİH'sının bir dönem yüzde 60'ını aşmasıyla yaşadı. Bunun ardından ABD, Sovyetler Birliği'ne yönelik kısıtlama girişimlerini arttırdı. Ayrıca, Sovyetler Birliği de ölümcül bir hata yaptı ve dağılmaya giden süreci başlattı.

İkinci endişeyi de Japonya ile yaşadı. Japonya'nın GSYİH'sı da bir dönem ABD'nin GSYİH'sının yüzde 60'ını geçti. ABD bunun için Japonya'yı "Plaza Anlaşması"nı imzalamaya ve parasının değerini arttırmaya zorladı. Bununla beraber, Japonya hükümeti gelişmeleri yanlış değerlendirerek, gevşek para ve maliyet politikaları uyguladı ve bu da çok miktarda sermayenin borsa ve emlak piyasasına akmasına neden oldu. Balon patlayınca da Japonya "kayıp 20 yıla"a sürüklendi.

Bütün bunlardan GSYİH'nın yüzde 60 eşiğinin ABD için bir kırımızı çizgi olduğunu görebiliyoruz. Bu kırımızı çizgiyi kim geçerse, ABD mutlaka ona acımasızca silah çekiyor.

Peki ABD ne gibi yöntemlerle rakiplerine darbe indiriyor?

Japonya ile ABD arasındaki ticari savaş bu durumda bir ayna niteliği taşıyor. Japonya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra dışa açık ekonomi geliştirmeye başladı. Japonya'nın ABD ile ticaretinde ilk kez 1965 yılında ticaret fazlası görüldü ve bu ticaret fazlası 1994 yılında 65 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, ABD'nin toplam ticaret açığının yüzde 43,16'sını teşkil etti. Japonya'nın GSYİH'sı sürekli büyüyerek, 1972 yılında dünyanın ikinci sırasına çıktı. 1992 yılında ABD'nin GSYİH'sının yüzde 60'ına, 1995 yılında ise yüzde 71,1'ine denk geldi.

Bu zeminde, Japonya'nın tekstil, çelik-demir, beyaz eşya, otomobil, telekomünikasyon ve yarı iletken sektörleri Japonya ile ABD arasındaki ticari savaştan etkilendi. ABD'nin Japonya'ya yönelik ticari yaptırımları, Japonya'daki endüstriyel yapı düzenlemeleriyle birlikte tırmanışa geçti.

Yaptırımlar özellikle, Japonya'nın dünyanın ileri seviyesinde bulunan otomobil ve yarı iletken sektörlerini hedefliyordu. ABD Ticaret Temsilciliği, Japonya'ya 1989 yılına kadar toplam 24 kez "301. madde" gerekçesiyle soruşturma başlattı ve soruşturmaların çoğunluğu söz konusu iki sektöre yönelik gerçekleştirildi.

Japonya, ABD ile "barışabilmek" için uzlaşma bedelini ödeme, ABD'de fabrika kurma, ihracatı kısıtlayarak ithalatı artırma ve fazla üretim kapasitesini azaltma gibi önlemler almak zorunda kaldı.

Ne var ki, ticari savaş, Japonya'nın endüstriyel rekabet gücünü zayıflatmadı. Dolayısıyla ABD, ticaret açığının sürekli arttığı bir durumda Japonya'nın rekabet gücünü düşürmek için başka yollara başvurdu.

1985 yılında, ABD'nin desteğiyle, ABD ve Japonya dahil beş gelişmiş ülke arasında Plaza Anlaşması imzalanması sonucunda, Japon parasının değeri büyük ölçüde yükseldi. Japonya'nın ABD'ye yönelik ticaret fazlası 1988 yılına kadar daraldı. Ancak iki sene sonra, Japonya'nın ticaret fazlası tekrar genişlendi. Çünkü ABD, uluslararası üretimlerdeki iş bölümü ile kendi ülkesindeki endüstriyel dezavantaj ve düşük mevduat oranı gibi temel sorunları çözemediği için, Japonya'yla ticaretindeki dengesizliğin değişmesi de mümkün değildi.

Çin'in GSYİH'sı 2014'te ABD sınırını geçti

Çin'in GSYİH'sı ABD'nin GSYİH'sının yüzde 60'ını ilk defa 2014 yılında aştı ve ABD'nin tahammül sınırını geçti. ABD'ye göre, Çin ekonomisinin büyüme hızı ve potansiyeli, daha önceki rakiplerinden daha büyük ve gelecekte ABD'yi muhtemelen geçecek. Bu durumda, ABD'nin Çin'e baskı uygulaması da kaçınılmazdı. ABD, Ağustos 2017'de "301.madde" gerekçesiyle Çin'e yönelik soruşturmaları başlattı ve yayınladığı birkaç raporda da Çin'e rakip etiketi koydu.

Fakat şu anki Çin, o dönemin Japonya'sından çok farklı.

Her şeyden önce, Çin, dev iç tüketim piyasasının yanı sıra "ortak istişare, ortak inşa ve ortak paylaşım" ilkelerine dayalı "Kuşak ve Yol" gibi yeni tip bir işbirliği platformuna sahip. Fakat o zamanki Japonya'nın ekonomisi, ciddi bir boyutta ABD ve Avrupa ülkeleriyle ihracata bağlıydı.

Çin ile "Kuşak ve Yol" güzergahındaki ülke ve bölgeler arasındaki toplam ticaret hacmi, yılın ilk yedi ayında dış ticaretin toplam hacminin yüzde 27,3'ünü oluşturarak 4,57 trilyon yuana ulaştı ve 2,28 trilyon yuanlık Çin-ABD ticaret hacmini geçti. Artış hızı, yüzde 11,3'e ulaştı.

İkinci olarak, Çin, istikrarlı bir siyasi sisteme ve uzun vadeli kalkınma stratejisine sahip. Fakat o dönemin Japonya'sında istikrarlı bir politik çevre ve tutarlı ekonomi stratejileri yoktu. Japonya, sadece 1989-2000 yılları arasında, 4 değişik iktidar partisi, 9 kabine ve 7 başbakan gördü. Partiler ve kuruluşlar arasındaki mücadele, Japonya yönetiminin durum değerlendirmelerini ve politika uygulamasını olumsuz etkiledi.

Üçüncü ve son olarak, dünyadaki en büyük ölçekli ve en zengin kategorili endüstri sistemine sahip olan Çin, küresel endüstri ve tedarik zincirinde kilit bir nokta haline geldi.

Dolayısıyla ABD'nin ek gümrük vergisi politikasının kendisine getireceği etkiler, geçmişlerinkini aşacak. Örnek olarak, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Apple şirketini ele alalım. 200 tedarikçisinin yaklaşık yüzde 31,5'i Çin'de bulunuyor. Ayrıca, ABD'de televizyon montajı çalışmaları yürüten Element Electronics, Çin'den yedek parça ithali için ödenecek yüksek fiyatı kabul edemediğinden 126 çalışanını işten çıkarmak ve Güney Carolina'daki fabrikaları kapatmak zorunda kaldığını duyurdu.

ABD, hızlı yükselme dönemlerinde hem Çin'e hem de Japonya'ya baskı yaptı. Baskının uygulandığı dönem ve kullanılan yöntemler de birbirine benziyor. Fakat iki ülkenin kaderi tamamen farklı olacak. Çin kalkınmasının temeli sarsılmayacak. Durumun iyi değerlendirilmesi ve kendi kalkınmasındaki sorunların uygun şekilde çözülmesi durumunda, Çin'in her türlü zorlukların üstesinden gelerek ayakta kalacağına inanılıyor.

*Çin Makro Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü, Dış Ekonomi Araştırmaları Merkezi