Analiz: Trump küresel ticareti sabote ediyor

Analiz: Trump küresel ticareti sabote ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump, başlattığı ticaret savaşında çıtayı sürekli yükseltiyor. En önemli ticaret partnerlerine karşı oluşturduğu gümrük duvarları, Çin'in ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin karşı önlemler almasıyla, sonucu öngörülemeyen bir çatışma döngüsüne yol açabilir.

Ticaret savaşında son gelişmelerin özeti

ABD Başkanı Trump, 1 Haziran 2018 itibariyle yalnızca Çin'e karşı değil aynı zamanda AB'ye, Kanada ve Meksika'ya karşı koruyucu gümrük vergileri koyma kararı almıştı. Trump, çelik üzerinden %25, alüminyum üzerinden %10 oranındaki vergileri sözde ulusal güvenlik gerekçesine dayandırdı.

Ancak ABD, Çin'e karşı daha ileri giderek, önce 50 milyar dolar tutarında Çin ürünlerinin ithalatına gümrük vergisi koydu. Beijing yönetimi, bu arada bir ticaret savaşı istemediğini, ama böyle bir savaştan da korkmadığını açıkladı; ama ABD'den yaptığı ithalata aynı kapsamda vergi getirdiğini ilan etti. Buna karşılık ABD, elini yükselterek, korumacılığının düzey ve kapsamını artırdı ve Çin'den yine anında karşılık gördü. Böylece, bir kısır döngü başlamış oldu.

Trump, bu türden bir kavgada Çin'e diz çöktürebileceğini sanmakla yanılgı içindedir. Dünya ekonomisinin %40'ının ABD ekseninde oluştuğu 1960'lardan, bu ülkenin küresel ekonominin ancak %20'sine değebildiği bugünlere gelinmiştir. Hele de geleneksel müttefiklerini bu konuda yanında değil karşısında bulan ABD, kendi gerçek gücünü abartarak davranmakta. Nitekim Haziran sonunda Trump, bir geri adım atarak Çin yatırımlarına karşı farklı kurallar uygulama kararından vazgeçti.

AB, Trump yönetimini, başlattığı ticaret savaşı dolayısıyla Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'ye şikâyet etti. Aynı zamanda viski, jeans, motosiklet, tütün, yer fıstığı gibi bir dizi ABD ürününe gümrük vergisi uygulamaya yöneldi. DTÖ'ye, ABD'nin güvenlik gerekçelerinin asılsız olup aslında bu ülke tutumunun açık bir korumacılık olduğu iddiasıyla başvuran AB'nin sonuç alması, DTÖ bünyesinde prosedürün ağır işlemesi nedeniyle çok uzun sürebilir. AB Komisyonu Başkanı Juncker'in "ABD bize başka bir seçenek bırakmıyor" diyerek istemeden benimsediği misillemeler şimdiden bazı etkilere yol açmışa benzemekte. Örneğin motosiklet üreticisi Harley Davidson, 25 Haziran tarihinde, gümrük vergileri yüzünden üretiminin bir kısmını ABD dışına, başka ülkelere kaydıracağını açıkladı. ABD yönetimi, belki de bu türden zararlara uğrayarak, giriştiği ticaret savaşının iki yanı keskin bir bıçağa benzediğini anlayabilecektir.

Tırmanmanın olası sonuçları

Genelleşecek bir ticaret savaşının tehlikeleri gözle görülür biçimde ortada. ABD Başkanı bu ortamda dost-düşman tanımadan sadece öfkeyle kırıp döküyor. Dünya ticaret sistemi bu durumda kendini korumak zorundadır. Gümrük duvarlarının karşılıklı yükseltilme döngüsünün olası sonuçlarını ekonomistler hesaplıyor. ABD yaptırımları ve misillemeler böyle sürerse, Zürih Üniversitesi'nden uzman ekonomist Ossa'nın tahminine göre, küresel ekonomi %6,25 oranında daralabilecek.

Trump, başlattığı ticaret savaşını kazanabileceğini düşünüyor olabilir. Gümrük vergileri, ilk aşamada ithal ürünlerin fiyatını ihracatınkine oranla artırarak kazanç getiriyor gibi görünebilir; ancak orta ve uzun dönemde tüketici kayıplı olacaktır. Aslında böyle bir ticaret savaşından edinilecek tek getiri, kısa dönemde "geçici" bir siyasal kazanç olabilecektir. Ekonomik olarak kazanan olmayacaktır.

Bunun bir örneği 1930'lu yıllarda yaşanmıştır. 900'den fazla ürüne gümrük vergisi uygulayarak korumacılığı tırmandırmış olan ABD, o dönemde dünya ticaret hacminin ¼ oranında azalmasına neden olmuştu. Bundan ders alan dünya, II. Dünya Savaşı sonrasında, bugün DTÖ'ye dönüşmüş bulunan GATT'ın temelini atmıştı.

Trump'tan önceki ABD başkanlarından Reagan, Bush ve Obama da bazı korumacı önlemlere başvurmuş; ama bunun olumsuz etkilerini yaşamışlardı. Tecrübeler, bu tür korumacı girişimlerin daima ve her taraftan kayıplı ürettiğini göstermiştir. Nitekim ABD'de çeliğe konulan gümrük vergileri yüzünden oluşan olumsuz etkiler şimdiden belirmiştir.

Uzmanların hesaplarına göre dünyaya refah getiren gelirlerin ¼ kadarı ticari kazançlardan kaynaklanıyor. Bu alanda oluşacak bir bunalım, dünya konjonktüründe öngörülmesi olanaksız değişimlere yol açabilecektir: Bölgeler arası dengesizleşmeler, örneğin otomobil sektörü gibi dev sektörlerin bunalımı, bir yerde işten çıkarılanlara karşı başka bir yanda istihdam furyası, sınırlı üretim kapasitesine sahip küçük ülkelerin güçlükleri vb.

Özetle, ticaret kavgasını tetikleyen Başkan Trump'ın, ticareti bir ülke kazanırken diğerinin kaybettiği sıfır toplamlı bir etkinlik sanması, bir talihsizlik olmanın ötesinde dünya konjonktürü üzerinde bir yüktür. Aldığı korumacı önlemleri ulusal güvenlikle gerekçelendirmesi, DTÖ sistemini altüst etme ve dünya ticaretinde güçlü olanın sözünün geçtiği bir ortama yol açma tehlikesi içeriyor. Şu anda ABD, Çin ve AB'nin karşılıklı tehdit algılamaları ve duruşları, ne yazık ki küresel bir ticaret savaşını olası kılıyor.