Tekin Özertem: Susam Sokağı Türkiye'nin Aydınlanmasını İstemeyenlerin Oyununa Gelmiş Olmalı

Tekin Özertem: Susam Sokağı Türkiye'nin Aydınlanmasını İstemeyenlerin Oyununa Gelmiş Olmalı

Yrd. Doç. Dr. Tekin Özertem… Susam Sokağı'nın Türkiye Versiyonunun hazırlayıcısı. Geçmişte TRT'de Çocuk ve Gençlik Programları Müdürlüğü'nde yapımcılık, yönetmenlik, sunuculuk, program-senaryo yazarlığı gibi görevler yürüttü. 1989-1991 yılları arasında TRT Ankara Televizyonu Müdürlüğü, 90-94 yıllarında TRT Televizyon Daire Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Kanal D çocuk kulübünü kurdu, çocuk tiyatrosu üzerine doktora yaptı. Daha sayamadığımız ve üzerine konuşulması gereken daha birçok çalışmaları ve başarıları olsa da biz kendisiyle Türkiye'deki çocuklara kazandırdığı Susam Sokağı'nı konuşmak istedik ve ilk olarak 80'ler kuşağının hala unutamadığı ve özlemle andığı Susam Sokağı'nın niçin yayından kaldırıldığını sorduk.

"Nedeni; 'yerli değil' dediler, kendini Türkiye'de Milliyetçi addeden kesimler… Bu nedenle de devamını maalesef engellediler. Ama kamuoyundan da hiç ses çıkmadı. Netice itibariyle böyle bir programın kaldırılması yazık oldu. Çünkü biz Susam Sokağı'nı Türkiye'ye uyarlıyorduk. Amerika'daki gibi yayınlanmıyordu. Dekoru bile Ankara kalesindeki bir sokaktı hatırlarsanız. Sadece Edi ile Büdü kuklaları ile kum çizgi filmlerini onların arşivinden kullanmıştık. Onun dışında her şeyi Türkiye'ye adapte ettik. Malesef 'yerli değil' dediler, bizim de gücümüz yetmedi. O zamanın Genel Müdürü Kerim Aydın Erdem ve onun da bağlı olduğu Aydınlar Ocağı diye bir grup vardır. O grup, bu işin önüne geçti. Tabi bu komplo teorisi… Susam Sokağı'nda yaptığımız ölçümler sonucunda gördük ki; dört yaşındaki çocuklar beş yaş seviyesine geldiler. Türkiye'de doğudaki ve kırsal kesimdeki kadınlar, Susam Sokağı ile okuma-yazma öğrendi. Okul öncesi çocuklar okuma-yazmayı öğrendiler. Ve biz akademisyenlerle oturduk 'biz nerde hata yaptık' dedik. Çünkü amacımız okuma-yazma öğretmek değildi. Susam Sokağı'nın 800 hedefi vardı öğretilmesi gereken; mesela temizlik, el temizliği vs… Dolayısıyla komplo teorisi dediğim şey; sanıyorum Türkiye'nin aydınlanmasını istemeyenlerin bir oyununa gelmiş olsa gerek Susam Sokağı…

TekinÖzertem-3

Susam Sokağı'nın Türkiye'ye Maliyeti

"Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanı olduğu zaman Susam Sokağı ile ilgili bir şey geldi. Ben Sayın Turgut Özal ile yakından çalışma olanağı buldum. Onun belgeselini de ben yaptım. Böyle bir şey gelince de biz Children's Television Workshop (CTW) ile bir kontak kurduk. İki yıl sürdü anlaşmamız. İki yıl boyunca pazarlık ettik. 2 milyon dolar istediler 130 programın telif hakkı için. 'Ben size bir şey izlettireceğim sonra yine pazarlık yaparız' dedim ve burada yaptığım benzer bir program olan 'Bizim Sokak'ı seyrettirdim. 'Biz bu işin yabancısı değiliz' dedik ve 'tamam' dediler, 825 bin dolara anlaştık, 130 programlık paket için.  İkinci 130 program için de 625 bin dolara anlaştık"

Susam Sokağının Kadrosu Nasıl Oluştu, Nerede Çekiliyordu?

"Ben oyuncu kökenli ve tiyatro eğitimli olduğum için çok zor olmadı. 'Kimler olsun bu sokakta' diye düşünüp, karar verdikten sonra gerisi kolaydı. Kırpığın küfede olmasının sebebi; kuklayı oynatanların gizlenmesi içindi. Minik kuşun içinde insan vardı, kırpık aşağıdan oynatılan bir kuklaydı. Bunlar birtakım hilelerdi. Çekimler, Ankara'da Sefaretler stüdyosu dediğimiz yerde yapılıyordu. 6 ay boyunca her gün orada yapıldı çekimler. Sabahtan başlayıp akşam 18-19'a kadar sürerdi ve günde iki program çekiyorduk"

"Ay Yapım Ekrem Çatay'ın Annesi Nedret Çatay Yapımcımızdı"

"Jenerik çekimleri Ankara'da Seymenler parkında çekildi. Şemsiyeli jeneriği Hülya Alp çekti. Hülya Alp, Susam Sokağı'nın film yapımlarının sorumlu ve yönetmeniydi. Sonra burada İstanbul televizyonunun müdürlüğünü yaptı. Ben sette fazla olmazdım. Ben televizyon müdürüydüm ve Susam Sokağı projesinin tepesindeki insanlardan biriydim. Susam Sokağı'nın başyapımcısı olarak Canan Arısoy görev yapardı. Ekrem Çatay'ın annesi Nedret Çatay da yapımcısıydı. Yani ayrı bir ekip vardı. Ben arada sırada giderdim 'napıyorsunuz çocuklar' diye uğrardım. Benim ekibim iyi bir ekipti, başlarında durmaya ihtiyaç duymazdım."

"800 Denek Çocuk Üzerinde Ölçümleme Yapardık"

"Bizim 800 tane hedefimizin yanında 800 denek çocuğumuz vardı. Ankara'da Türkiye'nin sosyal yapısını temsil eden 800 çocuk belirledik. Bu çocuklar üzerinden hedeflerimiz doğrultusunda çocuklarla birebir görüşerek ölçümleme yaptık. Sonra da her hafta uzmanlar, bu 800 çocukla birebir görüşerek o hafta yayına verdiğimiz hedeflerin ne kadar algılanıp algılanmadığını ölçüyorlardı."

"Susam Sokağı Yine Olsa Yine İzlenir"

"İzlenme oranları bizi hiç ilgilendirmezdi çünkü tek kanaldık. Susam Sokağı'nın en büyük şansı da; o saatlerde çocukların izleyebileceği başka bir program olmamasıydı. Şu anda olsa daha çok ilgi olur Susam Sokağı'na. Çünkü Türkiye'de şu anda çocuk programları geriye doğru gidiyor. Biz o zamanlar çok iyiydik. Susam Sokağı yine olsa yine izlenir. Tekrar aynı projeyi yapmak isterim, en azından böyle bir projenin hayata geçmesine katkıda bulunmak isterim ama TRT artık beni hatırlamıyor."

TekinÖzertem-2

"Susam Sokağı'nı İzleyen Kuşak Düşünmeyi Öğrendi"

"Susam Sokağı'nı izleyen çocuklar bir kere düşünmeyi, karşılaştırmayı öğrendiler. Bu çok önemli. Becerileri gelişti, akıl yürütmeyi öğrendiler. Bu çocukların ileriki eğitim dönemlerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Zaten projenin kaldırılması ne kadar yararlı olduğunun bir göstergesi bence."

Kamu Yayıncılığında TRT

"Öncelikle 'Kamu yayıncılığına bir açıklık getireyim. Özel Televizyonlar Kamu Yayıncılığı yapmıyorlar mı? Onların da kamu yayını yapması lazım. Kamu Televizyonculuğu lafını icat ettiler ama bu tamamen yanlış. Bütün radyolar, gazeteler, yayın organları kamuya yayın yapıyorlar. Aslında TRT özel bir kurum. Hiçbir yerden hiçbir talimat almaması gereken bir kurum, ama ne diyor; TRT Başbakan'a bağlı… Bugün TRT'nin bağımsızlığından söz etmek mümkün değil. Orası bizim kurumumuz, oraya çok şey borçluyum. Bu kadar çok şey yapabildiysem TRT'nin bana sağladığı imkanlar sayesinde yapabildim. TRT bana o imkanları sağlamasaydı nasıl yapardım."

Röportaj:Tülin Tonkuş