“Sorgulayan Beyinler Biat Siyasetini Kabul Etmediler”

“Sorgulayan Beyinler Biat Siyasetini Kabul Etmediler”

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 36. Olağan Kurultayı'nın demokratik bir ortamda tamamlandığını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CRI TÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın konuğu oldu. CRI Türk Özel'de iç siyaset gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan Şeker, CHP'nin 36. Olağan Kurultayı hakkında da önemli değerlendirmeler yaptı.

"İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DÖNEM BİR BASKI DÖNEMİ"

Son yıllarda partilerde genelde tek adayın çıktığını ve formalite yerine getirilir gibi bir durum yaşandığını ifade eden CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker "Cumhuriyet Halk Partisi'nde çok aday çıkıp çok aday yarışıp ve kendini anlatma imkânı bulduktan sonra da delegelerin takdiriyle demokrasi tecelli ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi 36. Olağan Kurultayı demokratik bir ortamda tamamlandı." dedi.

Kurultayda Parti Meclisi'ne bağımsız olarak aday olduğunu ve birlikte hareket ettiği "Gelecek için Biz" grubundan arkadaşları olduğunu dile getiren Şeker şöyle konuştu:

"İlhan Cihaner, Selin Sayek Böke, Orhan Sarıbal ve Niyazi Nefi Kara. Biz beş arkadaş hemen kurultayın öncesinde bir manifesto yayınladık. Cumhuriyet Halk Partisi'nde meselenin sadece kişilerin değişmesi değil siyaset yapma biçiminin değişmesi ve sol sosyal demokrat bir parti olarak özgüvenle cesaretle ilkelerini savunması gerektiğini iddia ettik. Dört arkadaşımız girdi ancak kadın kotasından dolayı İlhan Cihaner arkadaşımız üçüncü yedeğe düştü. Biz bu süreçte değişim talebine cevap olarak farklı bir siyaset önerimizle çıktık. Bu olağanüstü dönemde olağanüstü bir muhalefet örgütlemek gerektiğini sadece sandıkta değil sokakta da insanlarla buluşup forumlarla sorunlarımızı tartışmamız gerektiğini değerlendiriyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz dönem bir baskı dönemi. İnsanların gerçek sorunlarını konuşması yerine komşularının kimliğiyle meşgul edilmesine zorlanıyor. "

Türkiye'de işsizlik, eğitim ve adalet sorunu  olduğunu belirten CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker  "Ekonomik olarak gelir dağılımında uçurum var, sağlık konusunda gittikçe daha çok masraf çıkan bir sağlık sistemi var, şehir hastaneleri üzerinden kamunun üzerine binen çok ağır yükler ve sözleşmeler var. Bu kamu özel ortaklığı üzerinden yine otoyollar ve köprüler üzerinden de bütçeye yüklenen yükler var. Bunların hepsi bir avuç yandaşın cebine gidiyor, bütün halk fakirleşiyor. Bu ülkenin insanlarının düşmanlığa değil, dostluğa, barışa ve huzura ihtiyacı var ve AKP'nin politikaları neticesinde de 15 yıldır da huzurumuzu maalesef bulamadık." diye konuştu.

"KONUŞARAK ŞİDDETTEN UZAK BİR TÜRKİYE HUZURU BULACAKTIR"

"CHP kendini anlatmakta zorlanıyor mu?" sorusuna yanıt veren Şeker,  Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendini anlatmakta zorlandığı kadar siyasetini aktarırken AKP'nin kendini zorladığı alanlar bulunduğunu kaydetti.

"Toplumun değişik kesimlerinin bir araya gelmesi AKP için en büyük tehdit" diyen Şeker "Bunu 'hayır'da gördük. 'Hayır'da MHP'nin muhalifleri de HDP'liler, ÖDP'liler, Saadet Partililer, CHP'liler de AKP'nin bu gidişatından memnun olmayanlar da bir araya geldi. AKP'nin en büyük korkusu Türkiye'nin bir araya gelmesi. AKP bizi bir alana hapsetti diye, Kürt sorununda çözümü barışı savunuyoruz diye, bizi PKK'li ilan etti diye, biz PKK'lı olmuyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz biz bir arada yaşamdan yanayız ve AKP'nin bu havuz medyası trolleri aracılığıyla bizi mahkûm ettiği alanda siyaset yapmak zorunda değiliz." açıklamasında bulundu.

İnsanlıktan, kardeşlikten, barıştan, sosyal devletten, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin giderilmesinden ve eğitimin hakkıyla çocuklara verilmesinden yana olduklarının altını çizen CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker "Biz bunları savunurken hiçbir şekilde şiddetin çözüm olmadığını, bu ülkede silahlanmanın çözüm olmadığını savunan bir partiyiz. Demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini düşünen bir partiyiz, biz bunları seslendiriyoruz. Konuşarak şiddetten uzak bir Türkiye huzuru bulacaktır." ifadelerini kullandı.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NE TÜRKİYE'NİN İHTİYACI VAR"

Mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi'nin de eleştirilecek konuları olduğunu bunun da kurultaylarda ve toplantılarda değerlendirilip çözüm üretilmesi gerektiğini vurgulayan Şeker, bunu ayrışma çatışma alanları haline getirmemek gerektiğini anımsattı. Parti yöneticilerinin de buradan kendilerine pay çıkarması gerektiğini ancak bunu yaralayıcı olmayan yapıcı parti içi muhalefetle götürmek gerektiğini söyleyen Şeker "Cumhuriyet Halk Partisi'ne Türkiye'nin ihtiyacı var. Muhalefetin en büyük gücü olan Cumhuriyet Halk Partisi canlı bir şekilde toparlanıp kendi dışında kalan bütün muhalefeti de toplamak zorunda. Bunu yaparken sırf parti içi iktidarlar uğruna ülkenin büyük iktidarını ülkenin büyük geleceğini göz ardı etmemek gerekir." dedi.

2019 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunda da değerlendirme yapan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP'nin adayının Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olması gerektiğini dile getirdi. Şeker sözlerini şöyle sürdürdü:

"İkinci tura kalındığında iki aday kalacaktır genel başkanımız o desteği alacaktır, diye düşünüyorum. Bu mesele 2019'a giderken bir başkan seçme meselesi değil bizim yeniden parlamenter sistemin eksiklerini gidererek yeniden bir parlamenter sisteme geçişi vadeden bir anayasa ile 2019'a gitmemiz gerekiyor. 2019 sonrasında kim olursa olsun biz bir diktatör istemiyoruz, bu sistem diktatör üreten, çatışma üreten, daha çok zulüm, daha çok fakirlik üreten bir sistem. Dünyanın her yerinde bu başkanlık sistemlerinin ne getirdiğini herkes yaşayarak görmüş, bir daha Amerika'yı keşfetmeye gerek yok. İki yıl içerisinde eksikleri giderilmiş olarak parlamenter sisteme dönüş sözünü veren bir adayla çıkmalıyız. Bu aday anketlerle belirlenmeli ve bu anketlerle de günümüz teknikleriyle yüzde 1-1.5 yanılma payıyla hatta yüzde birin altında yanılma payıyla başkan adayları incelemeye tabi tutulabilir. Bu sisteme geçişi sağlayacak her kimse, Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısında biz o adayla yola çıkmalıyız, diye düşünüyorum. Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir iç meselesi değildir, Türkiye'nin demokrasinin bir meselesidir. Buna 'hayır' bileşenleriyle birlikte karar vermek gerektiğini düşünüyorum. Adaylardan biri Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacaktır, diğer adaylar da ortaya çıkar. Birinci tur, ikinci tur saha ölçümleri yapılır. Burada doğru olan ve kazanacak olan kimse başkanlık yapmak için değil, iki yıl içerisinde demokrasiyi yeniden kurumsallaştırması için OHAL ve darbe dönemini normale döndürmek için tekrar anayasayı devreye koyacak olan kişi olmalıdır."

"MİLLİ MESELELER İSTİSMAR EDİLMEZ"

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Afrin Operasyonu'na ilişkin açıklamasında harekâtın hem dış politikaya hem de iç politikaya yönelik etkileri olduğunu belirterek bölgede Suriye ve Rusya ile ilişkiler konusunda sorunlar bulunduğunu Amerika ile da Menbiç ile ilgili problemler olduğunu ifade etti.

"Bir yandan Amerika'nin bir yandan Rusya'nın onayı ile uçuşlar operasyonlar yapıyoruz" diyen Şeker şöyle devam etti:

"Bu süreçte hep yara alıyoruz ve zarar görüyoruz. Kendi sınır güvenliğimizi tabii ki sağlayalım. Türkiye'nin içerisine giren çok sayıda cihatçı nasıl girdi, bunlar nereden toplandı geldi?  'Özgür Suriye Ordusu' dedikleri yapı, bunların hepsini araştırmak gerekiyor. Bizim dış politikadaki yaramız büyük. Biz bir yanlış politikanın kurbanıyız. Orada maalesef çok sayıda şehit veriyoruz. Bu öngörmedikleri yanlış tasarladıkları dış politikanın sıkıntılarını çekmeye de devam edeceğiz, bu süreç uzayacak gibi görünüyor. Sadece dış politikayla ilgili değil iç politikaya yönelik başkanlık rejimi dayatmasına yönelik bu operasyon maalesef kullanılıyor. İl kongrelerinde salon toplantılarında bu konu istismar ediliyor. Milli meseleler istismar edilmez, siyasete de konu edilmez. Eğer bir milli mesele ise Meclis'i toplarsınız, anlatırsınız, haklı gerekçelerimiz budur, bundan dolayı bir operasyona başladık dersiniz ve orada milletvekillerini bir konuda ikna edersiniz. Rusya'yı ve Amerika'yı ikna etmeye çalışıyorsunuz ama o kaybettiğimiz şehit olan çocukların temsilcilerini yok sayıyorsunuz ve kendi o hedefiniz içinde bu operasyonu ne kadar sürdüreceğiniz belli değil. Bunları tartışmak gerekiyor, operasyon odalarına herkesin girmesini ve bunun medyaya malzeme olmasını da engellemek gerekiyor."

"SORGULAYAN BEYİNLER BİAT SİYASETİNİ KABUL ETMEDİLER"

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 yılından beri eğitimli meslek gruplarına karşı sistematik bir yıpratma çalışması yürüttüğünü belirten Şeker, bu eğitimli meslek gruplarının kendi alanlarında yetkin ve toplumsal muhalefeti de örgütleyen insanlardan oluştuğunu kaydetti. "Pozitif bilim eğitimi almış insanlar, sorgulayan beyinler biat siyasetini kabul etmediler" diyen Şeker sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu odaları ele geçiremedikleri oranda da baskılarını artırdılar, kayyum atamaya kalktılar, kapatmak için davalar açtılar hâlâ da baskılarını devam ettiriyorlar. En son 'Savaş, bir halk sağlığı sorunudur' dedikleri çok yumuşak bir açıklama nedeniyle düşüncelerini açıkladılar diye, 11 Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesini gözaltına alarak bir hafta kadar içeride tuttular. Bu aslında faşizmin bir vites yükseltmesinin topluma da baskı ve korku sindirmenin dışa gösterilmesi açısından bir aşama. Burada amaç ne? Kimse sorgulamasın eğer biz savaş diyorsak savaş, eğer biz geçmişte barış olacak diyorsak kimse itiraz etmesin. Barış olsun, biz PKK ile de görüşelim ama normal düzende siz HDP milletvekiliyle görüştüğünüz takdirde 'Nasıl HDP ile görüşürsünüz?' diyecek kadar da akıldan izandan yoksun bir siyaset. O dönemde biliyorsunuz 'barış' dendi, 'barış için bir şeyler yapacağız' dendi. Biz de dedik 'eğer Türkiye'de kan dökülmeyecekse barış için mutlaka bir şeyler yapılmalı yapanı da takdir ederiz, yeter ki başarıya ulaşsın, barış duygusu istismar edilmesin'. O dönemde AKP'nin iktidara gelmek için 'barış' demesi gerekiyordu, Kürt oylarını alması gerekiyordu ve bunu istismar etti, bölge halkını yüzüstü bıraktı. Daha büyük bir çatışmanın kucağına itti. Türk ve Türkiye adlarını çıkarmanın şöyle bir durumu var, Türkiye'de birlik beraberlik, ne olur bir tane baro olur, on tane baro olmaz. Türkiye'yi böldü böldü, parçaladı, etnik mezhepsel kimlikler üzerinden parçaladı. Bu sefer de meslek grupları arasında mesleğin kendi içinde bölme çalışması devam ediyor. Bu kuruluşlar cumhuriyet ile özdeş kuruluşlar. Cumhuriyet ile özdeşleşmiş her şeye Neo-Osmanlıcılık bakış açısıyla bir düşmanlaşma var. Laik demokratik tüm yapılara karşı bir düşmanlaşma var ve bu da onun bir parçası. Daha önce TC'ye karşı bir operasyon yaptılar, kurumların önünden TC'yi çıkardılar şimdi Türkü Türkiye'yi çıkarıyorlar. Burada da amaç cumhuriyete, laikliğe, özgürlüklere, demokrasiye dair ne varsa hepsinin yerine yeni bir sistem inşa etmeye çalışıyorlar. Bu akla zarar bir durum. Ne kadar sıkıştıklarını, zorlandıklarını ve ne noktaya geldiklerini göstermek açısından da çok kötü bir örnek."

Röportaj: Tuğçe Akkaş