Şanghay Ruhu Qingdao'da

Şanghay Ruhu Qingdao'da

9-10 Haziran 2018 günlerinde Çin'in kıyı kenti Qingdao, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) 18. Zirvesi'ne katılan konukları ağırladı. ŞİÖ; temelleri Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan tarafından 1996'da atılıp 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla örgütsel yapısını tamamlayan bir Asya ülkeleri birlikteliğidir. Amacı, üye ülkeler arasında ekonomi, güvenlik ve kültür alanlarında işbirliği sağlamaktır. Hindistan ve Pakistan'ın da 2017'de resmen katılmasıyla 8 üyeli bir örgüte dönüşen ŞİÖ'nün, aralarında İran'ın da bulunduğu gözlemci üyeleri vardır.

Türkiye, başka birkaç ülke ile birlikte ŞİÖ'nün "diyalog ortağı" olan ülkelerdendir. Esasen Batı ile ilişkileri iyi olan bir Türkiye'nin Doğu için, Doğu ile ilişkileri iyi olan bir Türkiye'nin de Batı için önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla Türkiye'nin, Batı ile mevcut bağlarını koparmadan, ŞİÖ'nün büyük ortakları Çin ve Rusya ile yakınlaşması ve ŞİÖ aracılığıyla Doğu'daki süreçleri içinden izleyebilmesi –küresel anlamda da- önemli ve yararlıdır.

ŞİÖ Zirvesi'ni çevreleyen konjonktür

ŞİÖ Zirvesi her yıl toplanıyor. Ancak bu yılki toplantı, gözlemciye olağandışı saptamalar yapabilme olanağı sağlayan günlere rastladı. ABD, Kanada, Japonya, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya'yı bir araya getiren G7 Zirvesi hemen hemen aynı günlerde Kanada'da düzenlendi. Batılı müttefikleri ile ABD arasındaki İran nükleer anlaşmasına ve Paris iklim değişikliği anlaşmasına ilişkin çelişkilere bu kez bir de ABD'nin çelik ve alüminyuma koyduğu ağır gümrük vergileri konusu eklendi. Görüşmeler sırasında ve toplantı sonunda karşılıklı olarak diplomatik nezaket sınırlarını aşan açıklamalar yapıldı. Öyle ki, ABD Başkanı Trump zirvenin sonuç bildirgesini imzalamaktan kaçındı. Uzlaşmaz tutumların yaraladığı G7 toplantısı biterken Qingdao'da 18. ŞİÖ Zirvesi açıldı ve iki günlük toplantı boyunca katılımcılar arasında tam bir uyum sergilendi.

ŞİÖ toplantısındaki uyumun habercisi, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in Çin Başkanı Xi Jinping ile 25. kez buluşmak üzere Çin'e iki gün önceden gelmiş olmasıydı. Biri dünyanın en büyük nüfusuna, diğeri en geniş topraklarına sahip bu iki devin ikili ilişkilerindeki üst düzey uyum, hiç kuşkusuz ki, ŞİÖ Zirvesi'ne de olumlu ortam olarak yansıyacaktı. Nitekim öyle de oldu.

Çok sayıda gözlemci, Hindistan ve Pakistan üye olduktan sonraki ilk zirve olan Qingdao toplantısı ile tam iki ay önce yine Çin'in ev sahipliğinde düzenlenmiş bulunan Asya Boao Forumu (BFA) arasında benzerlikler buldu. BFA toplantısına iki ay önce başkanlık yapmış olan Xi, bu Zirve'nin de Çin Başkanı olarak ilk kez başkanlığını üstlendi. Xi, orada Çin ve dünya için refaha giden "yeni bir açılım dönemi" başlatmıştı, Qingdao'da da aynı açıklık ve kapsayıcılık ruhu ile ortak hayallerin ve vizyonların yolunu açtı.

Xi Jinping toplantıya "Şanghay ruhu" aşıladı

Şanghay ruhu, bir anlamda, katılımcıların farklılıklarını bir yana bırakarak ortak bir anlaşma zeminine yönelmeleri demek. Anlaşma zemini arayışı, aslında tüm uluslararası toplantılar için zorunlu ve sıradan bir çabadır. ŞİÖ bünyesinde şimdiye değin Çin-Rusya ikilisi ağırlıklıydı. Şu anda "düşman kardeşler" Hindistan ve Pakistan'ın katılımıyla ağırlık merkezi yer değiştirmiş oluyor. Dolayısıyla anlaşma zemini arayışı, yeni oluşan ŞİÖ ortamında sıradan olmanın ötesinde bir anlam ediniyor.

Hindistan ABD'ye nispeten yakın ve Rusya ile stratejik işbirliği içindedir. Pakistan ise Çin'e çok daha yakın durmaktadır. Dolayısıyla yeni üyelerin katılması, örgüt bünyesinde çok taraflı gerilimler üretme potansiyeline sahiptir. Xi, yüksek diplomatik bir sezgi ve beceriyle, belirebilecek bu türden olası gerilimleri daha oluşmadan önleme çabası göstermiştir.

Aslında bu Zirve, artan bir bölgesel rekabet ortamında gerçekleşiyor. Ancak ŞİÖ, gerçekten de kapsadığı alanda ülkeleri birbirine yaklaştırma ve işbirliğine yöneltme işlevi görmektedir. İlk dönemlerdeki iki büyük ülke arası rekabetin izleri, Rusya'nın artık kapsamlı Çin programlarına yatkınlaşmasıyla silinmiştir. Nitekim ŞİÖ Zirvesi'nden bir gün önce Pekin'deki Halk Sarayı'nda Putin'e Xi tarafından –bir yabancı kişiliğe ilk kez verilen- "dostluk madalyası" verilmiştir. Öte yandan, Mayıs 2017 Kuşak ve Yol Girişimi toplantısına gelmeyen Hindistan Başbakanı Modi'nin kısa süre önce Çin'i ziyaretiyle iki ülke ilişkiler ısınmıştı. Artık ŞİÖ bünyesinde işbirliği yapacak olan bu iki ülkenin ileride daha da yakınlaşması beklenebilir. 

Toplantının getirileri

İki günlük toplantıya Xi'nin konuşması damgasını vurdu. Esasen Çin liderinin görüşleri, diğer katılımcıların ve gözlemcilerin övgüleriyle karşılandı. Xi katılımcı ülkelerin yönetici kadrolarına, ortak bir gelecek ekseninde bir bölgesel blok oluşturmak için çağrıda bulundu. Yeni bir uluslararası ilişkiler türü tanımladı. "Kazan-kazan" olarak bilinen formülün ötesinde çok taraflı bir "herkes kazansın" anlayışına işaret etti. Kalıcı barış ve herkese refah doğrultusunda açık, kapsayıcı ve güzel bir dünya vizyonu sundu.

İçinde bulunduğumuz çok kutuplu jeopolitik yapı ve artan belirsizlik ortamında küresel sorunlara karşı ortak bir zemin oluşturulması gerçekten önemlidir. Xi, sonuç bildirgesine de büyük ölçüde yansıyan önerileri çerçevesinde, işte tam da böyle bir ortak zeminin ipuçlarını verdi. Hegemonya eğilimine, güç politikalarına, güvenlik tehditlerine, tek taraflılığa ve ticari korumacılığa karşı yeni bir işbirliği modeli sundu. Somut işbirliği önerileri arasında Çin'in, üye ülkelerin insan kaynaklarına ve halklar arası kültürel değişimlere ilişkin projeler yer aldı. Ayrıca Çin, 30 milyar yuanlık (4,7 milyar dolar) yatırımla ŞİÖ Interbank Konsorsiyumu oluşturma önerisi de getirdi.

ŞİÖ Zirvesi, küresel boyutunu vurgularken bölgesel ihtilaflarda üye ülkelerce barışçıl çözüm için çaba gösterilmesini önerdi. Bu arada İran'da nükleer anlaşmanın sürdürülmesine destek verdi. Kore Yarımadası'nda tüm ilgili taraflar arasında kalıcı barışa yönelik görüşmeleri teşvik etti. Küresel yönetişim sistemini ve çok taraflı ticaret mekanizmalarını iyileştirme çabası göstermeyi vaat etti. Terörizmle, aşırıcılıkla ve her türlü ayrımcılıkla ortak mücadele kararı aldı.

G7 toplantısının yansıttığı olumsuzluğa karşı tam bir uyum ve ilerici vizyon sunan Qingdao Zirvesi, dünya ekonomisinin %20'sini ve dünya nüfusunun %40'ından fazlasını bünyesinde toplayan ŞİÖ'nün önümüzdeki yıllarda etki alanını daha da genişleteceğini gösteriyor.

*Aydın Cıngı / Siyaset Bilimcisi