“Sanatçıya Kız Vermiyorlardı, Ben De Mühendislik Okudum”

“Sanatçıya Kız Vermiyorlardı, Ben De Mühendislik Okudum”

Yönetmen, oyuncu, yapımcı, aşçı ve kendi deyimiyle hikâye anlatıcısı Ezel Akay, CRI TÜRK Özel'de Özlem Arıkan Serbez'in konuğu oldu.

"Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?", "Neredesin Firuze?", "7 Kocalı Hürmüz" gibi birçok tanınmış sinema filminin yönetmeni olan Akay, aslında Boğaziçi Üniversitesi - Makine Mühendisliğinden mezun oldu, ama o mesleği hiç icra etmedi ve bambaşka bir yola saparak, ABD-Philedelphia'da Villanova Üniversitesine girip, tiyatro okudu. Ardından da Türkiye'ye dönüp sinema sektörüne girdi. Ezel Akay, "o zaman şimdiki aklım olsaydı, mutlaka sanatla ilgili bir bölümde okurdum ama sanatçıya kız vermiyorlardı, ben de birçok kişi gibi standart birtakım mesleklere yönlendirildim" dedi. Akay, daha üniversitede okurken tiyatro kulübüne üye olduğunu söyleyerek, "öğrenimimi okuduğum bölümden, eğitimimi ise kulüpten aldım" dedi. Neredeyse tüm ailesi sanatla ilgilen birisi olarak sanata yönelmesinin aslında beklenen bir durum olduğunu belirten Ezel Akay, annesinin koloratur soprano olduğunu ve resim yaptığını, üç kardeşinin de sanatçı olduğunu dile getirdi.

EzelAkay-2

 "FİLMİM DE YEMEĞİM DE BEĞENİLMEDİĞİNDE DEPRESYONA GİRERİM"

Ezel Akay aşçı oluşunu ve yemeğe olan merakını anlatırken, çok kalabalık bir ailenin üyesi olduğu için, doğal olarak kalabalık topluluklara yemek yapılan bir evde büyüdüğünden bahsetti. Akay, "bizim ev, dört erkek bir kadından oluşuyordu. Sürekli kalabalık misafirlerimiz geldiğinden ve anneme karşı bir vicdansızlık olmaması için hepimiz yemek yapmayı öğrenmiştik. Ben çocukluğumdan beri kalabalıklara yemek yaparım, iki üç kişi için değil de en az beş on kişi için yaparım ki yemek yapmanın bir anlamı olsun!" şeklinde konuştu. Ezel Akay, yemek yapma zevkini bulmaca gibi bir şeyleri birleştirerek, yeni bir şey üretmeyi sağlayan çok cazip bir oyuncak olarak tarif ederken, diğer yandan da "yaptığınız yemek beğenildiğinde duyduğunuz ayrı bir haz vardır ve bu haz ile hikâye anlatıcılarının aldığı haz aynıdır. Yemek de bir hikâyedir ve karşınızdaki belli bir grubu memnun etmek, onlara şaşırtmak ve zevk vermeyi planlayarak yapılır. Hikâye anlatırken de karşınızdaki gruba haz vermeyi en öne koyarsınız çünkü haz almadan kimse bir hikâyeyi dinlemez veya bir yemeği yemez" ifadelerini kullandı.  Akay, bir filmi beğenilmediği zaman nasıl depresyona giriyorsa, bir yemeği beğenilmediği zaman da aynı şekilde depresyona girdiğini dile getirdi.

"YILDA 1 MİLYAR 300 MİLYON BİLET SATILAN ÜLKE"

Yemek temalı, Çin-Türk ortak yapımı "Aşçı ve Prenses" adlı bir sinema filmini çekecek olan Ezel Akay, zaten çok uzun süredir bir yemek filmi yapmak istediğini belirterek, Türkiye'de daha önce hiçbir yemek filmi çekilmemiş olduğunun altını çizdi. Akay, senaryosunu Gürsel Korat'ın yazdığı projenin, Eski İpek Yolu'nu takip ederek, Çin'in kuzeyindeki Dunhuang şehrindeki tarihî bir kervansaraydan başlayarak, Konya'da biten bir yemek yolculuğuna dönüştüğünü ifade etti. Dünya çapında bakıldığında Çin Sineması'nın büyük bir yükselişte olduğunu belirten Akay, bilet fiyatları Türkiye'dekinin iki katı olmasına rağmen, yılda 1 milyar 300 milyon bilet satıldığının altını çizdi.  Ezel Akay, Çin'de bu sene gişelerin geçen seneye göre yüzde 20'ye yakın, Türkiye'de ise yüzde 30'a yakın arttığını söyleyerek, her ikisinin de dünya rekoru olduğunu vurguladı. Akay, Türkiye'de sinema salonu sayısının çok az olması nedeniyle, birçok filmin çok kısa süreli, hatta büyük bir bölümünün de sinema da yer bulamayıp seyirciyle beyaz perdede buluşamadığının altını çizdi.

EzelAkay-3

"HER KALEMDE İŞ BİRLİĞİ"

Aşçı ve Prenses filminin ekibi, tam anlamıyla ortak yapım tanımına uygun şekilde iş birliği içinde oluşturulacağını söyleyen Ezel Akay, dört haftası Çin'de, dört haftası ise Türkiye'de çekilecek bu yol filminin, "biri Türk biri Çinli iki görüntü yönetmeni, iki sanat yönetmeni, iki müzisyen, iki ülkeden yapımcılar, Çinli bir yazar ve yine Çinli bir yemek uzmanı da kadroya eklenecek. Görsel efektler konusunda da Türkiye'de çok kaliteli sanatçılar var ama çok kalabalık kadrolu, hızlı üretim yapan, büyük efekt kurumları yok ki bu da Çin'de var, dolayısıyla bu konuda da iş birliği yapma yoluna gideceğiz" ifadelerini kullandı.

"FİLMİN KONUSU"

Ezel Akay, 13. yüzyıl İpek Yolu kurgusunda geçen filmin, bir yol hikayesi olmasının yanı sıra, bir yemek ve macera filmi olduğunu dile getirdi. Akay, "Çinli Şaman bir prenses olan Itil'in, Türk Sultanına ulaşmak için çıktığı zorlu yolculukta, Türk Aşçı İskender ile karşılaşması ile macera başlamaktadır. Bir yemek büyücüsü olan bu Şaman Prenses ile Türk Aşçının zıt karakterlerinin zamanla gelişen aşkı ile Çin'den başlayarak Anadolu'ya uzanan bu macerada hem Çin hem de Türk mutfağına ait unutulmaya yüz tutmuş yemeklerin ışığında, tüm kültürlerin ortak değerlerini yansıtan mitolojilerin ve efsanelerin izinin sürüldüğü fantastik öğelere sahip, masalsı bir film" sözleriyle filmin konusundan bahsetti.

"15 YIL İÇİNDE YERYÜZÜNÜN EN GÜZEL KADINLARI VE EN YAKIŞIKLI ERKEKLERİ ÇİNLİLER OLACAK!"

Ezel Akay, "biz Çin deyince, bir ülke düşünüyoruz, oysa ki yedi sekiz ülkenin bir arada olduğu, okyanustan çöllere kadar uzanan çok geniş bir coğrafyadan söz ediyoruz. Bu nedenle tarımsal olarak da büyük farklar var ve insanların beslenme şekilleri yaşadıkları bölgelere göre değişiklik gösteriyor" şeklinde konuştu. Ezel Akay, ziraatteki gelişimin sürekli tırmanışta olduğu ülkede çok çeşitli sebze, meyve ve ot çeşidi olduğunu belirterek, "herhalde bu şekilde beslenmeye devam ederlerse, bundan 10 ilâ 15 yıl sonra, yeryüzünün en güzel ve en yakışıklı insanları ortaya çıkacak bu coğrafyadan" dedi. Akay, Çin'de eskiden Anadolu'da da olan fermante edilmiş yiyecekler geleneğinin ve ayrıca da birçok pişirme yönteminin olduğunu dile getirdi. Ezel Akay, Çin yemekleri üzerine yaptığı araştırmayı derinleştirdiğinde, Anadolu ve Ortadoğu yemek tarihinde okudukları ile çok örtüşen bilgilerle karşılaştığında, "sanki Asya, bize doğru uzanmış ve orada durmuş, dolayısıyla bize bir kısmı çok tanıdık geliyor, bir kısmı ise yabancı kalıyor" şeklinde konuştu.

EzelAkay-4

"FİLMDE KİMLER OYNAYACAK?"

"Türk–Dünya sinema tarihinin ilk Türk–Çin ortak yapımı olacak filmlerden biri olacak olan Aşçı ve Prenses filmi oyuncularının, sadece Çinli ya da Türk olarak değil, çeşitli milletlerden bir karma olmasını planladık" diyen Ezel Akay, Kara Şaman rolü için Hintli bir oyuncuyla görüşmekte olduklarını, çok ünlü televizyon dizisi oyuncuları olan "Dilireba ve Guli Nazha adlı iki Uygur asıllı Çinli'nin yanı sıra iki ünlü Çinli televizyon yıldızı daha oyuncu adayımız var" ifadelerini kullandı. Akay, Türkiye'den de şimdilik kesinleşmediği için adlarını veremeyeceği sarışın mavi gözlü, ünlü oyuncu adayları olduğunu belirterek, "bir de çok sevdiğim, geçtiğimiz senelerde oscar kazanmış olan, Amerikan asıllı Fransız oyuncu Jean Dujardin'i düşünüyorum, böylece ana oyuncularının Avrupalı, Hintli, Çinli, Türk olmak üzere ama yan rollerde de Venedikli, İranlı, Viking, Arap gibi birçok ulustan insanın olduğu bir film çekmek istiyoruz ki zaten İpek Yolu da bu çok ulusluluğu gerektiriyor" şeklinde konuştu.

"İPEK YOLU DENİNCE AKLA BİZ GELMELİYİZ VE EĞER BECEREBİLİRSEK ÇİNLİLER'İ DE BUNA İKNA EDERİZ"

Bir Kuşak Bir Yol Projesi hakkında Ezel Akay, "Çin ne düşünüyor bilmiyorum ama Türkiye'de herkes, kapı biziz ve İpek Yolu dendiğinde akla ilk biz gelmeliyiz diye düşünüyor" dedi. O yolu simgeleyen şeyin kervansaray yani duraklar olduğunun altını çizen Akay, 27'ye yakın ayakta olan kervansarayın 15-16'sının da mükemmelen restore edilmiş durumda olduğunu, dolayısıyla İpek Yolu'nun en belirgin bölgesinin aslında Anadolu olduğunu belirtti. Ezel Akay, "halkımız, İpek Yolu denince akla biz gelmeliyiz diyor, eğer becerebilirsek sonuçta Çinliler'i de buna ikna ederiz herhalde… Onlar da aslında ikna olmaya hazırlar" ifadelerini kullandı.

Röportaj: Özlem Arıkan Serbez

Video Link: https://www.youtube.com/embed/IcQXK2P1_K0