“Sanatçılarda Üçüncü Bir Göz Var”

“Sanatçılarda Üçüncü Bir Göz Var”

1963 yılında Yeşilçam'a "Genç Kızlar" adlı filmle adım atan ve kısa sürede Türk sinemasında aranılan jönler arasına giren Ediz Hun, CRI TÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın konuğu oldu. CRI Türk Özel'de Yeşilçam serüveninin nasıl başladığını anlatan Hun, sinemaya ara verdiği döneme ve bugünün oyuncularına ilişkin de açıklamada bulundu.

"FİLMİ İZLEYİNCE KENDİMİ BEĞENMEDİM"

Yeşilçam macerasının nasıl başladığını usta sanatçı Ediz Hun şöyle anlattı:

"1963 yılında Almanya'da öğrenciyken yaz tatili için Türkiye'ye geldim ve Acar Film'in Genel Müdürlüğü'nü yapan Sabahattin Sürmeli babamın arkadaşıydı. Beni görünce, Türk sinemasını anlattı. 'Ayhan Işık diye biri var, Göksel Arsoy diye biri var, Türkan Şoray diye bir hanım var. Git şansını dene. Yarışma açan mecmuaların birinin yarışmacısı olabilirsin' dedi. Ben de Ses Mecmuası için fotoğraf çektirdim, gönderdim. Elemeler yapıldı, 'ilk elemeyi kazandınız' dediler. Birinci seçme, ikinci eleme derken Bayramoğlu'nda final yapıldı. Altı film şirketi birinci olan hanım ve erkeğe birer başrol filmde oynamak üzere söz veriyor. 'Erkeklerden Ediz Hun' dediler, ben şaşırdım, kaldım. Kızlardan da 'Ajda Pekkan' dediler. Ben öğrenciydim, annem babam tiyatrocu değil. Annem felsefe öğretmeni, babam makine mühendisi, tek çocuğum. 'Nasıl olacak?' dedim. 'Yaparsın, merak etme' dediler. Beni hiçbir eğitime tabi tutmadan 1 Kasım 1963'te sete davet ettiler. Film çekimine başladık, tecrübem yok, elim ayağım titriyor. 'Genç Kızlar' diye bir romandan esinlenerek senaryolaştırılmış bir film. 60 tane kız, ben de hocayım zaten heyecanlı bir çocuğum, 22 yaşındayım, bir de karşımda kızları görünce çok heyecanlandım hiçbir deneme filmi çekmediler benimle, filmi izleyince kendimi beğenmedim. Neden beğenmedim? Çünkü rolün üstesinden gelecek bir performans göstermemişim, ben onu hissediyordum. Fakat, film çok iş yapınca ikinci film, üçüncü film derken devam etti." dedi.

"SİNEMAYI SİNEMA YAPAN HANIM SEYİRCİDİR"

Yeşilçam'ın efsane ismi Ediz Hun, ilk filminden sonra 1975 yılına kadar 130 film çektiğini ve sinema kötü yönde ilerlemeye başlayınca eğitimini tamamlamak üzere Norveç'e gittiğini söyledi. Norveç Oslo'da Biyokimya bölümünü 2. olarak bitirdiğini hatırlatan Hun, Türk sinemasının talihsiz dönemi için şu açıklamalarda bulundu:

"Sinemayı sinema yapan hanım seyircidir. Hanımların eğer herhangi bir şekilde filmleri izlememesi söz konusu olursa sinema geriye gider. Bu her yerde böyledir. 1975 ve 1980 yılları arasındaydı, Türkiye'nin de kötü bir dönemiydi üniversitelerde de sağ-sol çatışması başlamıştı. O arada çok kötü filmler çekildi ve o kötü filmleri hanımların izlemesi artık mümkün değildi dolayısıyla hanım seyirciler yavaş yavaş sinemadan uzaklaşmaya başladı. Sinema büyük bir bocalama dönemine girdi ondan sonra sosyal ağırlıklı filmler yapıldı ama o eski hava maalesef pek fazla bulunamadı. Günümüzde birkaç rejisör o duyguyu verebilme başarısı gösteriyor mesela Çağan Irmak'ın "Babam ve Oğlum" filmi gibi… Böyle birkaç film daha var. Bunlar bir seyirci yoğunluğu hazırlayabiliyor ama artık o eski Yeşilçam yok tabii o aktörler aktrisler yok, hepsi belli bir yaşa geldi, sağ olanların da belli problemleri olabilir. Hollywood sinemasına baktığımızda da o eski filmlerin çok azı bugün gösterildiği gibi o filmlerde oynayanların da sadece bir tanesi yaşıyor, o da Kirk Douglas, 101 yaşında."

"SANATÇILARDA ÜÇÜNCÜ BİR GÖZ VAR"

Sanatçılarda üçüncü bir göz bulunduğunu ve bu üçüncü gözün halkın gözü olduğunu kaydeden Hun "Ben bir sahneyi çalışırken halkın onu nasıl göreceğini hissederim. Bir senaryo okurken o rol uygunsa o rolü büyük bir keyifle canlandırmaya gayret ederim ama benim için önemli olan o rolün halk nezdinde değer bulmasıdır, onu hissedersem çalışırım." ifadelerini kullandı.

Usta sanatçı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mesela son Cem Yılmaz'ın ArifV216 filminde geçen yaz başında Cem bana geldi 'böyle böyle bir film çekeceğiz sizinle de beraber çalışmak istiyoruz' dedi. O filmin içinde benim belirli bölümlerde rol olarak üstlenmiş olduğum Ediz rolünü bana anlattı. 'Sizi siz olarak oynatmak istiyoruz, Yeşilçam aktörü Ediz Hun' dedi. Dinledikten sonra dedim ki 'istersen şöyle yapalım sevgili Cem, hiç bu ortasında başında ben gözükmeyeyim, ben filmin sonunda birkaç sahnede gözükeyim bir tanesinde iyi insanlar yalnız filmlerde değil her yerdedir, her zaman onlara rastlayabilirsiniz gibi mesaj verelim çünkü ben hep iyi insan oynadım ya hep iyi insan ama iyi insan yalnız filmlerde değil dışarıda da var her yerde var, onu vereyim'. İkincisi Ozan çok başarılı bir aktör biliyorsunuz filmde robotu oynuyor, sevdiğimiz, saydığımız çok iyi bir sanatçı. Dedim ki 'Ozan'ın arkasındaki pil devamlı bitiyor, konuşamayacak hale geliyor, ona güneş enerjisi ile çalışan bir şey takalım ve devamlı şarj edilsin, bu şekilde devam etsin, bir de 'romantik bir ifade kullanalım.' Ve sonunda da ben geliyorum Cem'e sarılıyorum, diyorum ki 'Görüyor musun Arifciğim, romantizm çok farklı, duygusal olmak çok farklı', o mesajı da veriyorum, 'iki sahne yeterli' dedim. 'Olur mu ağabey?' dedi.  'Yok, yeterli' dedim. İlk başta başlamadım, çalışmadım, sonunda çıktım, bunları söyledim ama çok büyük bir olumlu yaklaşım sergiledi izleyiciler, dostlar veya hiç tanımadık yolda beni çevirip de söyleyenler oldu."

"ROLÜN VURUCU TARAFI ÖNEMLİ"

Yeşilçam'ın efsane ismi Ediz Hun, Hollywood'dan da örnek vererek filmlerdeki rollere ilişkin şöyle konuştu:

"Hollywood'a bakarsak Robert De Niro 'Rolün büyüklüğü, küçüklüğü, uzunluğu, kısalığı önemli değildir, etkisi önemlidir, ben öyle roller oynadım ki hiç unutulmaz rollerdi ama çok kısa gözüktüm' diyor. İlle başından sonuna kadar olacağım diye, bir iddiada bulunmak doğru değil, rolün vurucu tarafı, akılda kalacak tarafı önemli ona dikkat etmek lazım. Her şeyde oynamam yani eğer beğenmezsem düz bir şeyse 'o zaman beni bağışlayın' derim. Beğendiğimi oynarım, beğenmediğimi oynamam, hangi yaşta olursam olayım bir şey fark etmez."

"ŞİMDİKİ SANATÇILAR ÇOK BAŞARILI"

Günümüz oyuncuları hakkında da değerlendirmede bulunan Hun "Şimdiki sanatçıların çok başarılı olduklarını düşünüyorum, baştan peşin hükümlüydüm bir diziye başlamadan evvel ama gördüm ki hepsi bizi geçmiş. Ben de çok açık sözlüyüm yönetmene 'Bunlar bizi geçmiş, gayet güzel oyun veriyorlar, sanatlarını icra ediyorlar, sahnelerdeki başarıları tartışılmaz' dedim."

Uzun yıllardır çevre ve doğal yaşamın korunmasına yönelik başarılı çalışmalarıyla dikkat çeken usta sanatçı Ediz Hun, 1983 yılından itibaren akademisyen olarak pek çok üniversitede görev yaptığını bugün de halen özel bir üniversitede ders vermeye devam ettiğini ifade etti. Çevre ve ekoloji bilimleri dersi verdiğini belirten Hun "Üç kitabım var, biri; yeni okuma yazma öğrenen çocuklar için; 'Ediz Hun Amca ile Çocuklar- Çevremizin Gerçek Koruyucuları' temalı, bir tanesi lise öğrencileri için 'Çevremiz Geleceğimizdir' ve diğeri 'Yaşat ki Yaşayasın' hepsi de doğanın güzelliklerini ve doğayı nasıl korumamız gerektiğini anlatıyor." diye konuştu.

"HER AN YENİ BİR PROJE OLABİLİR"

Son olarak ArifV216'da yer alan Yeşilçam'ın unutulmaz jönü Ediz Hun, her an için yeni bir proje olabileceğini ve seçici davrandığını söyleyerek "Çok yoğun bir insanım, üniversitede hocalık yapıyorum, hem sanat hem de bilim konularında çok sayıda konferans veriyorum. İstanbul dışına çok sık gidiyorum bazen yurt dışından da davet alıyorum, gidiyorum." dedi.

Röportaj: Tuğçe Akkaş

Video Link: https://www.youtube.com/embed/q5Ml5g9ve6c