“ÖSO'ya 'Kuvayı Milliye' Diyorlarsa Şehitlerimize Hakaret Ediyorlar”

“ÖSO'ya 'Kuvayı Milliye' Diyorlarsa Şehitlerimize Hakaret Ediyorlar”

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, Afrin Operasyonu ve 3-4 Şubat'ta gerçekleşecek olan CHP 36. Olağan Kurultayına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Sertel "Türkiye'nin yaptığı harekâtın geç kaldığı düşüncesindeyim biz zamanında bir müdahalede bulunmalıydık çünkü çok uzun bir süre PYD'nin oraya yerleşmesine bölgede etkin ve güçlü olmasına yol açan anlayışı sadece seyrettik, göz yumduk" diye konuştu.

"ÖSO'YA 'KUVAYI MİLLİYE' DİYORLARSA ŞEHİTLERİMİZE HAKARET EDİYORLAR"

CRI TÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın sunduğu Manşet programına katılan CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, geçmişte 2013'te, 2014'te hatta 2015'te şimdi terörist diye üzerine yürünen ve savaşılan PYD örgütü liderinin Ankara'ya davet edildiğini ve görüşmeler yapıldığını söyledi. "Bunu iktidar yaptı yani kendisine milli diyen AKP iktidarı yaptı" diyen Sertel şöyle devam etti:

" 5 Ekim 2014'te PYD terör örgütü lideri Salih Müslim Türkiye'ye geldi. O dönem başbakan olan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarını da görüyoruz. Şunu söyledi yani PYD'ye söylenen çok açık bir mesaj vardı, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte davranın kuzey kuşağında teröre ve rejime izin vermeyin, Suriye rejimine karşı ÖSO ile iş birliği yapın, diye bir söylemde bulunduğunu hatırlatıyorum."

PYD lideri Salih Müslim'in 7 Temmuz 2015'te Mardin sınır kapısından özel izinle Türkiye'ye girdiğini belirten CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel "Bunu iktidarın yazarı Abdülkadir Selvi yazdı, o dönemde okumuştum, bugün internette de var bulabilirsiniz. Ankara'da görüşmeler yapıyor ve o görüşmelerde 'Fırat'ın batısına geçmeyin, Türkiye'nin kırmızı çizgilerine özen gösterdiğiniz takdirde uzlaşmamız mümkündür' deniyor. Ne zaman PYD terör örgütü olduğu konusunda bir görüş ortaya çıkıyor? Ankara'da Merasim Sokak'ta 17 Şubat 2016'da bir askeri aracımıza terör saldırısı oluyor ondan sonra 23.11.2016'da Salih Müslim için kırmızı bülten çıkması konusunda biz girişimlerde bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

"Orada kahraman Mehmetçiğimizin, Mustafa Kemal Atatürk'ün ordusunun şehit vermesi noktasında bizim ülke topraklarımızın bütünlüğü noktasındaki mücadelesini biz elbette destekliyoruz ama kahraman ordumuzun yanında ÖSO gibi içinde çok değişik bir yapının olduğu sadece 'Suriyeli muhalif' diye desteklenen ve birlikte hareket edilen kişilerin kurduğu ÖSO'ya 'Kuvayı Milliye' diyenleri Türkiye Cumhuriyeti tarihini öğrenmeye davet etmek lazım. Kurtuluş Savaşı'nı bilmiyorlar yani eğer ÖSO'ya 'Kuvayı Milliye' diyorlarsa şehitlerimize hakaret ediyorlar" açıklamasında bulunan Sertel, ÖSO'nun Suriye rejimine karşı muhalif bir derleme bir toplama, içinde gerçekten belli dinci ve teröre karışmış insanların da bulunduğu bir yapı olduğunu dile getirdi.

ÖSO'nun Türk Silahlı Kuvvetleri ordusu ile eşdeğer olarak anılmasının Mustafa Kemal Atatürk'ün ordusuna Türk ordusuna en büyük hakaret olduğunun altını çizen Sertel "Bizim aslında bütün karşı çıkışımızın nedeni  bu. Biz orada Türkiye'nin birlik ve beraberliğini koruyacak aynı bayrak altında, bölünmez vatan bütünlüğü içinde herkesin kardeşçe yaşayacağı bir ülkeyi kurmak için ordumuzun oradaki teröre karşı yaptığı mücadelenin yanındayız" dedi.

"KURULTAYIN EN FAZLA İKİ ADAYLA GENEL BAŞKANLIK DÜZEYİNDE OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, 3-4 Şubat'ta gerçekleşecek olan CHP 36. Olağan Kurultayına yönelik de önemli değerlendirmeler yaptı.

Kurultayda çok sayıda aday olmasının Cumhuriyet Halk Partisi'nin demokrasiyi hem kendi içinde uygulaması hem ülkeye getirmek için yaptığı çabaların bir sonucu olduğunu söyleyen Sertel "Elbette ki, Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kitle partisi olmasının yani her kesimden insanın yer aldığı bir parti olması, düşünce renkliliklerine ve farklılıklarına yol açan bir parti olarak ortaya konmuş durumda" diye konuştu.

 "Türkiye Cumhuriyeti'nde Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman adaysız kalmamıştır, tek adayla yapılan kongreler çok nadirdir" diyen Sertel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mutlaka adaylar çıkar çıkmalıdır da demokrasinin gereğidir, insanlar partiyi daha iyi yöneteceğine ve partide daha başarılı bir çizgiye oturması konusundaki görüşlerini söylemelidir, bundan kimsenin endişesi yok ancak Cumhuriyet Halk Partisi ekranlarda ve kendi içinde yapılan yarışta bulunmamalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi kendisini anlatan insanların ve kendi ne yapacağına yönelik düşüncelerini aktaran insanların olduğu bir anlayış içerisinde yürümelidir. Ben bazı söylemlerde bulunan arkadaşları dinlediğim zaman üzülüyorum şahsen yani kendisini anlatacağını, yönetim tarzını ve ideolojisini anlatacağı yerde çok acımasız ve kötü bir dil kullanabiliyorlar bu süreç içerisinde ama bunlar da demokrasinin gereğidir. Bizim Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, o konuda son derece demokrat, son derece dikkatli ve özenli. Parti içinde herkesin söz ve duruş sahibi olması konusunda hem sabırlı hem mütevazı hem de bunlara yol veren bir yapı içerisinde duruyor. Burada çok aday olması bizim için sıkıntı değil, tek adam rejimi Türkiye için sıkıntılıdır yani tek kişinin Türkiye'de söz sahibi olması en büyük sıkıntıdır. TEOG'dan askerliğin kısaltılmasına kimlerin ne yapacağına ilişkin her konuda Türkiye'de tek kişinin yönetiminde bir yapı var. Buna karşı direnen Cumhuriyet Halk Partisi, çoğulcu demokrasiyi savunuyor, parlamenter rejimi savunuyor, Meclis'i savunuyor. Ben isterdim ki, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin tüm kongreleri iki adaylı üç adaylı geçsin ama öyle bir şey olamaz. Bizim aslında yaşatmak istediğimiz parti içerisindeki demokrasi anlayışının Türkiye'ye demokrasi anlayışını getireceğini düşünmek lazım." 

Parti Meclisi'ne de çok sayıda aday adayı bulunduğunu kaydeden Sertel, partinin idari organına girmek isteyenlerin sayısının fazla olmasının o partide umudun da işareti olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

 "İnsanlar kendilerini yetiştirmişler, belli alanlarda uzmanlaşmışlar, belli konularda partiye katkı koyacağını düşünüyor ve o düşünceyle de Parti Meclisi'ne aday olmak için müracaat ediyor. Bizim tüzüğümüzde de Parti Meclisi'ne girmek için herhangi bir imza ya da aday olmanın şartları yok. İsteyen bütün Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri delege olmasına da gerek yok aday olabiliyor. Genel Başkanlıkta yüzde 10'luk bir imza bulması lazım, ben bazı aday olarak isimleri geçenlerin bu imzaları bulamayacağını düşünüyorum. Kurultayın en fazla iki adayla genel başkanlık düzeyinde olabileceğini düşünüyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin temel taşıdır, devletin kurucusudur, bu ülkeyi düzlüğe çıkaracak, kardeşliği, barışı, sevgiyi ve saygıyı ortaya koyacak, korkuyu kaldıracak yegâne partidir.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürüyüşü iktidar yürüyüşüdür, bu temelde de ben de kişisel olarak katkımı koymak için müracaatta bulundum, genel başkanımıza da talebimi söyledim eğer delegasyon uygun görürse seçerse ben de parti içinde bulunduğum her yörede olduğu gibi orada da görevde bulunacağım ama olmazsa da en büyük onur Cumhuriyet Halk Partili üye olmaktır. En büyük onuru da ben zaten yaşıyorum."

"TÜRKİYE'DE EN BÜYÜK EKSİKLİK ADALET"

Kurultay sonrası Cumhuriyet Halk Partisi'nin stratejisine ilişkin de açıklamada bulunan CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, Cumhuriyet Halk Partisi'nin temeline adalet arayışını koyduğunu, Türkiye'de en büyük eksikliğin adalet olduğunu anımsatarak sözlerini şöyle tamamladı:

"Her konuda adalet. İş konusunda, hukukta, atamalarda, liyakatta adalet… Türkiye'de adaleti yok ettiler. Öncelikle bizim koymak istediğimiz demokratik bir yapının, demokrasinin, özgürlüklerin, insan haklarının olduğu bir yapının Türkiye'de görülmesi gerekir."