“İstanbul, Rantçılara Teslim Edildi”

“İstanbul, Rantçılara Teslim Edildi”

Kamuoyunun yakından tanıdığı deneyimli siyasetçi CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, CRI TÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın konuğu oldu.

CRI TÜRK Özel'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Tekin, olağanüstü hal kapsamındaki 696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin kamuda sürekli işçi kadrosunda istihdam edilmelerinin düzenlenmesi ve İstanbul'a ilişkin de önemli değerlendirmeler yaptı.

"DIŞ POLİTİKA, İÇ POLİTİKA MALZEMESİ HALİNE GETİRİLMEZ"

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ege Adalarına yönelik açıklamalarına da değindi.  "Cumhuriyet Halk Partisi olarak uzun süredir birçok adanın Yunanistan tarafından işgal edildiğini defalarca söyledik, medyada da çok tartışıldı" diyen Tekin şöyle devam etti:

"Tüm bu söylemlerimiz daha çok iktidara yönelik. 'Lozan'ı güncelleyelim' demek, dış politikada eşyanın tabiatına aykırı bir şeydir keşke mümkün olsa, güncelleme olsa. Sayın Erdoğan'dan 18 tane adanın hangi gerekçeyle işgal edildiğini ve derhal bu adaların terk edilmesi gerektiğini söylemesini beklerdik. Bu çerçevede Sayın Genel Başkanımız söyleyince Yunan Bakan da Sayın Genel Başkanımıza "Gel de al" diye bir yanıtı oldu. Sayın Bakan, gelir alırız hem adaları hem de senin aklını alırız, o konuda hiç tereddütün olmasın. Öyle bir gücümüzün olduğunu çok iyi bilirsin.

Dünyada dış politikada çok ciddi kırılmalar yaşanıyor. Dış politika, iç politika malzemesi haline getirilmez çünkü dış politakada söyleyeceğiniz her cümlenin sizi zora sokabileceğini hesaplamanız gerek. Neredeyse yılın 365 günü iktidar mensupları başta Sayın Erdoğan dış politikayı konuşuyoruz. Dış politika daha nazik cümlelerle tarif edilmesi gereken bir şeyken ne yazık ki böyle mafyatik cümlelere dönüştü. Sonuç alabiliyor musunuz 'Ey' dediğinizde? Hatırlatmak isterim, Rusya ile uçak düşürülme meselesinde 'Ey Putin' diyorlardı, şimdi 'Ey Putin' dediğiniz adam neredeyse dış politikada sıkıştığınız her an başvurduğunuz 'Sayın Putin, dostum Putin' haline geldi. Demek ki, o zaman dış politika konusunda öyle keskin cümleler olamayacağını öğrenmeniz lazım. Orta Doğu'da çok ciddi değişimler ve sıkıntılar var. Son elli yıla baktığınızda Orta Doğu coğrafyasında en ufak sorun yaşandığında başvurulan tek ülke vardı, Türkiye. Şu anda maalesef başvurulmayan bir ülke haline geldik, bunun Türkiye açısından çok ciddi sıkıntı olabileceğini ve önümüzdeki süreçte de bizi ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakacağını hatırlatmak isterim."

GürselTekin-ManAdası-3

"MAN ADASI, BU İŞİN EN UFAK TEFERRUATLARINDAN BİR TANESİDİR"

Cumhuriyet Halk Partisi'nin ortaya çıkardığı belgelere ilişkin konuşan Tekin "Yolsuzluklar konusunda bu iktidarın sicilinin ne kadar bozuk olduğu biliniyor. Man Adası, bu işin en ufak teferruatlarından bir tanesidir." dedi.

İstanbul'daki kentsel dönüşüm ve yapılanmayla ilgili değerlendirme yapan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece İstanbul'daki imar rantında imar yolsuzluğunda Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın deyimiyle söylüyorum, imar hırsızlıklarında elde edilen rakamların milyar dolarlar olduğunu hatırlatmak isterim. Marmara'da kamuya ait deprem toplanma alanları ve kentsel dönüşüm olarak ayrılan yerlerde şu anda hangi rezidanslar, hangi alışveriş merkezleri, hangi oteller olduğuna baktığınızda bu yolsuzluk fotoğraflarını görebilirsiniz. Yasadan korkunuz olmayabilir, hukuktan korkunuz olmayabilir, insanlardan utanmıyor olabilirsiniz, Allah korkunuz da mı yok? Yarın 15 milyon yurttaşımızın yaşadığı İstanbul'da en ufak bir olumsuzlukta insanların toplanabileceği tek alan yok. Böyle bir posizyonda 'Efendim, o belge doğru muydu, yanlış mıydı?' diye tartışılması çok ayıp bir şey."

Man Adası belgelerine yönelik Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarını yorumlayan Tekin "Toptan reddeden, 'belge yok' diyenlerin karşısında Sayın Erdoğan dedi ki 'Bu para gitmedi, geldi'. O zaman geliş sebebini bize anlatın. 15 milyon dolar gariban birine değil de sizin yakınlarınıza çocuklarınıza geliyorsa bununla ilgili de diyeceksiniz ki 'Biz şunu sattık, parasını aldık', belgelersiniz ama bu da yok. Gitmesi ne kadar suçsa gelmesi de o kadar suçtur." diye konuştu.

Son sekiz aydır özellikle yerli ve milli konusunun dillendirildiğini belirten Tekin "Elbette yerliyiz, o konuda tereddüt yok ama millilik konusunda benim tereddütlerim var. Nasıl millisiniz? Cebinizdeki kredi kartlarının tamamı yabancı bankalarının ise, bindiğiniz arabalar Merkel'in ise, kullandığınız telefonlar Trump'ın ise, kullandığınız bilgisayarlar Japon ise, odanızdaki mobilyalar İtalyan ise siz hangi yerlilikten millilikten bahsediyorsunuz? Bu terimler geçmişte soğuk savaş döneminde kullanılırdı." dedi.

"DEMOKRASİNİN TARİFİ 'SANDIK' DEĞİLDİR"

"Bu ülkede yerliler ve millilere bakıyorum, vergisini ödüyor, çocuğunu aksere gönderiyor, her türlü dayağı yiyor, her türlü sıkıntıyı çekiyor, 1400 lira asgari ücretle çalışıyor. İşte yerli milli tarif ediyorsan o. Sizin ile ilgili yerlilik ve millilik konusunda çok ciddi kuşkularımız var, bu kuşkular olduğu için Sayın Genel Başkanımız bunları gündeme getirdi." diyen CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin "Şimdi herkes demokrasi tarifi yapıyor. Demokrasinin tarifi 'sandık' değildir, 'sandık' sonuçtur, koyarsınız insanlar gider 'oy'unu kullanır. Eğer demokrasiyi sandıkla tarif etmeye çalışırsanız o zaman size şunu hatırlatırlar, Esad'a 'diktatör' diyemezsin, Esad da sandık koydu seçimini yaptı. Yeni dünya düzeninde demokrasinin tek tarifi var. Ödediğiniz vergilerin hesabını sorabiliyorsanız işte o ülkede demokrasi vardır. Siz ödediğiniz vergilerin hesabını soramıyorsanız, siyasetçi olarak bir bütçenin bile hesabını veremiyorsanız o zaman size 'yerli de milli de değilsiniz' derler ve Man Adası'nı hatırlatırlar. İstanbul'un adı ne kadar gerçekse Man Adası ile ilgili belgeler de o kadar gerçektir. Bir şey daha hatırlatmak isterim, 17 ve 25 Aralık'taki belgeler bilgiler onlara da aynı yöntemi uyguladılar, yalandır vs… Düşünün koskoca Türkiye Cumhuriyeti, Amerika'da hesap veriyorsunuz, olur mu böyle şey? O nedenle ivedilikle Türkiye'yi hesap verebilir siyasal sürece çekmemiz lazım. Sayın Ahmet Davutoğlu'nun çok güzel bir önerisi vardı, gecikmiş falan değiliz, "siyasi etik yasası". Bu şudur, önce siyasetçiler hesap verir." değerlendirmesini yaptı.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, olağanüstü hal kapsamındaki 696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin kamuda sürekli işçi kadrosunda istihdam edilmelerinin düzenlenmesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak taşeronlaşmanın bir kölelik düzeni olduğunu bunun mutlaka çözülmesi gerektiğini ifade ettiklerini söyleyen Tekin "Biz kamuya çok büyük bir maliyeti yok, sonuç itibarıyla ihalelere veriyorsunuz, devletle çalışan arasındaki müteahhitleri çıkardığınızda devlete bir maliyeti bulunmuyor, dedi. Israrla söylememize rağmen bu gerçekleşmedi. Kamuoyunun desteğiyle de şimdi bir aspirin tedavisi niteliğinde Kanun Hükmünde Kararname, bu anayasal hak haline gelmeli. Bir de sınav koymuşlar, ben merak ediyorum. Bu sınavda nasıl bir şey sorulacak. Taşeronlaşmaya baktığınızda önemli kısmı hizmet alanında. Bunun tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi anayasal hak haline getirimesi gerekiyor" diye konuştu.

GürselTekin-ManAdası-2

"İSTANBUL, RANTÇILARA TESLİM EDİLDİ"

İstanbul'un sorunlarına dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, dünyanın her yerinde olduğu gibi İstanbul'da da insanların en rahatsız olduğu şeyin ulaşım olduğunu kaydetti. "Trafik başka bir şeydir ulaşım başka şeydir. Bu ikisini birbiriyle karıştıranlar olabiliyor" diyen Tekin, Londra'da da trafik sorunu olduğunu ama ulaşım sorunu bulunmadığını, insanların evinden çıkınca işlerine rahatlıkla gidebildiğini belirtti.

İstanbul'un en temel sorununun 'deprem' olduğunu dile getiren Tekin konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bilime inanıyorsak, coğrafyamızı biliyorsak, geçmiş dönemdeki yaşanmışlıkları da bildiğimize göre İstanbul'la ilgili ivedilikle ilgili deprem konusunda önemli bir önlem almamız gerekiyor. Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 50'si İstanbul'da. 1999 üzerinden neredeyse yirmi yıla yakın bir süre geçti. Bu süre içinde merkezi iktidarda ve yerel yönetimlerde güçlü olacaksınız ama bu sorunları çözemeyecek duruma geleceksiniz. Bu kabul edilebilecek bir şey değildir. Özellikle son günlerde moda bir deyim haline geldi. İktidar, sürekli kendisini sorgulayan yeni bir yöntem uyguluyor. Mesela geçen gün İçişleri Bakanı bütçe görüşmelerinde bir konuşma yaptı. Öyle bir anlattı ki, acaba bundan önceki bakan CHP'li miydi dedim? Her şey kötüymüş, bu bakan gelmiş kurtarmış gibi anlattı. 15 yıldır siz yönetiyorsunuz senden önce Efkan Ala yönetti, demek ki Efkan Ala o kadar kötü yönetmiş ki muhalefetin bir şey söylemesine gerek kalmadı kendisi söylüyor. Son günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı sürekli açıklama yapıyor. Önce İstanbul ve Ankara'da imar hırsızlıkları olduğunu söyledi, sonra Sayın Erdoğan çıktı 'ihanet ettik' dedi, Binali Yıldırım başka bir şey söyledi. Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın sayfasına bakın İstanbul'da şu an onlarca ihalenin olduğunu göreceksiniz. Küçükçekmece'da Marmara Üniversitesi'nin yeri, Florya'da Polis Okulu, Levent'te Merkez Bankası'nın yeri… İktidar mensuplarının söylediklerinin doğru olmadığını ve bir hassasiyet içinde olmadıklarını çok net olarak görüyorum. Önümüzdeki günlerde kentsel dönüşüm konusunda bir Kanun Hükmünde Kararname bekliyorum. Yoksul vatandaşları kendi evlerinde sürgün etmek ve başka yerlere taşımak için her an bir KHK çıkabilir. İstanbul ne yazık ki, rantçılara teslim edildi. Hiç kimsenin gücü beton lobisine yetmedi."

Röportaj: Tuğçe Akkaş