“Guinness Rekorlar Kitabı'na Gireceğiz”

“Guinness Rekorlar Kitabı'na Gireceğiz”

Bu aralar Türkiye'de bir dizi Guiness Rekorlar Kitabı'na girecek gibi gözüküyor. Dünyada 12 yıl kadar uzun süre zarfında tek bir yönetmen tarafından çekilen Arka Sokaklar Dizisi'nden ve onun yönetmeninden bahsediyoruz.

Çok sayıda sinema filmi ve dizinin yanı sıra reyting rekorları kıran Arka Sokaklar Dizisi'nin başladığı günden bu yana 12 yıldır yönetmeni olan Orhan Oğuz, CRI TÜRK Özel'de Özlem Arıkan Serbez'e bu başarının sırlarını anlattı.

Arka Sokaklar Dizisi, 2006 yılından bu yana tam 12 senedir izleniyor ve reytinglerde hep birinci oluyor. Şu anda 474. bölümü çekilmekte olan dizinin önlenemez yükselişi hakkında yönetmen Orhan Oğuz, "daha önce çektiğim dizilerde anlaşmam hep bir sezondu, çünkü çok sıkılırım, bir taraftan da sinema filmlerim olduğu için daha uzun bir zaman ayıramıyordum. Bu diziye başladığımda da anlaşmam bir sezondu, ama her bölümde farklı olayların gerçekleştiği değişik bir yapı olduğu için ve özellikle güncel konular da işlendiği için ilgimi çekti dolayısıyla da sıkılmadım. 12 senedir Arka Sokaklar çocuğum gibi oldu, tüm oyuncular ve ekiple aile olduk" ifadelerini kullandı.

Orhan Oğuz, bu kadar uzun bir süre boyunca tek bir yönetmen tarafından çekilen dizinin dünyada bir eşi olmadığı için yapım şirketinin Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek üzere başvuracağını dile getirdi.

"Hepimiz bu dizinin içinde büyüdük ve geliştik. Hayat gibi bir şey bu"

Yurt dışında da bu kadar uzun süren dizi örnekleri olduğu halde, senaristler genelde iki ya da üç ekip halinde çalışarak, hemen her sezonda da ekipler yenileniyorken, Arka Sokaklar'ın senaristleri de 12 senedir aynı kişiler ve Orhan Oğuz,"biz bir bütünüz ve artık senaryoda dialogları bile yazmadan gönderseler, çekebiliriz bölümü, o kadar oturdu artık her şey.Aslında hepimiz bu dizinin içinde büyüdük ve geliştik. Hayat gibi bir şey bu" şeklinde konuştu.

"Benim setimde günde en az 12 saat dinlenme verilir"

Orhan Oğuz, sette nasıl bir yönetmen olduğundan bahsederken, "Benim sette bazı prensiplerim vardır, bunlar oyuncular ve ekip tarafından bilinir. Bunların dışında hiçbir sorun yaşamayız, bizde çaycıdan bana kadar herkes arkadaş ve ailedir bu nedenle de aramızda 12 yıldır problem yaşanmadı. Başka diziler şimdi bizi kıskanabilirler ama, prensip olarak bizde günde en az 12 saat dinlenme verilir. Mesela gece çekim 22:00'da biterse, ertesi sabah 10:00'dan önceye kesinlikle iş koymayız" dedi.

"Bu 12 yıllık zaman zarfında, ekipte 22 tane çocuk doğdu"

Dizinin başladığı 2006 yılındaki ilk bölümden itibaren, 12 saat kuralını koyduğunu belirten Oğuz, "her zaman çalışanların aileleri, ilişkileri benim için önemlidir ve onlara zaman ayırabilmeleri için evlerinde de uzun bir zaman geçirmelerini isterim. Ben hızlı çalışabileceğimi biliyorum. Unutmamak gerekir ki bu bir dizi, sinema filmi değil. Dizi uzun ömürlüdür, dolayısıyla birtakım kuralları olması gerekir. Biz yürüyen bir fabrika gibiyiz. Tüm kamyonlar bir yere gidiyor ve orada çekim yapıyoruz, bu nedenle de insan hakları önemli, buna çok özen gösteriyorum. Bu da dizinin sağlıklı olmasını sağlıyor, herkes pozitif ve enerjik bir şekilde sete geliyor" şeklinde konuştu.

Suat neden öldü?

Dizide Hüsnü'nün eşi Suat karakteri yeni sezonda öldü. Suat, bir kaza geçirerek, yoğun bakımda yattığı dönemde, yıllardır diziyi ilgiyle takip eden izleyiciler, sosyal medya hesaplarından "Suat ölmesin" kampanyası başlatan Arka Sokaklar hayranları, binlerce yorum bıraktı. 

Tam 11 yıldır Suat karakterini canlandıran Figen Evren'in kendi isteğiyle mi yoksa senaryo gereği mi diziden ayrıldığı konusuna Orhan Oğuz şu sözleriyle açıklık getirdi: "Figen, ayrılmayı kendisi istedi çünkü çok yoruldu. Ayrıca, Asos taraflarında bir yere taşındı ve oradan gelmek gitmek de onun için zor oldu. Yoksa kendisi iyi bir oyuncumuzdu ve çok onurlu, dürüst bir insandır, biz onu kaybetmek istemezdik, tamamen kendi isteğiyle diziden ayrıldı".

"Sinema yapmam şart, ben sinema yapmadan yaşayamam"

Türk dizi tarihinin iz bırakan birçok dizisinde yönetmen koltuğunda gördüğümüz Orhan Oğuz, aralarında fenomen diyebileceğimiz 1993 yılının Süper Baba, 1997 yılının Baba Evi, 1998 yılının İkinci Bahar, 2000 yılının Üzgünüm Leyla dizilerini de çekmiştir. Oğuz, dizide kazandığını, sinema filmlerine harcadığını, mutlaka her sene bir ya da en geç iki senede bir sinema filmi çektiğini belirterek, "sinema yapmam şart, ben sinema yapmadan yaşayamam" dedi. Orhan Oğuz, "dizi benim eskiz defterim gibidir, dizide her şeyi deneyebilirim, sonra da gider sinema filmimi çekerim. Yönetmen arkadaşlara da hep dizi ile sinemanın mantıklarının karşılaştırılamayacak derecede farklı olduğunu söylüyorum. Bazıları film çekmemiş ve içlerinde yanan film çekme aşkı ile diziyi, bir sinema filmi gibi çekmeye kalktıklarında, yanlış yapmış oluyorlar. Dizi formatı başka bir tarz olduğu için de sinema gibi çekilen diziler uzun ömürlü olmuyor" ifadelerini kullandı.

"Arka Sokaklar'da aksiyon daima ön plandadır"

Orhan Oğuz, "bu dizinin özelliği; çizgi roman ya da bir reklam filmi gibi hızlı olmasıdır. Ben de zaten üç beş kamera ile aynı anda çekiyorum diziyi. Bizde sonuca bir an evvel varmak önemlidir, aktüel kamera çekimleri, fonda heyecanı arttıran bir nefes sesi vardır ve aksiyon daima ön plandadır. Bana 60 yaşın üzerindeki bazı izleyicilerimizden, "Bir durun, bırakın da bir rahat seyredeyim" şeklinde tweet'ler geliyor bazen ama biz, gençlerin çabuk düşünme, çabuk algılama haline yönelik bir çekim ve kurgulama gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.

"RTÜK, ATV'deki dizilere ve Osmanlı dizilerine neden hiç ceza kesmiyor?"

RTÜK'ün bir dizide evli bir çifti oynayan iki karakter öpüştü diye kestiği büyük para cezası sosyal medyayı salladı. RTÜK, söz konusu dizideki öpüşme sahnelerinin gençlerin "Ahlakını bozduğunu" savunarak, kanala 260 bin lira para cezası kesti. Bir yönetmen olarak Orhan Oğuz, bunu saçma bulduğunu dile getirdi. Oğuz; "dizimizde biz, halkla polis arasındaki o görünmez perdeyi kaldırmaya çalışıyoruz. Yani dizinin tüm konsepti, halkın polise güvenmesi ve polisin de halkımız için kendini ateşe atması üzerine kuruludur. Bunun içinde de polisiye çektiğimiz için, tinercisi, uyuşturucu satıcısı, katil, tacizci var ama RTÜK kâğıt göndermiş şirkete, buna göre; uyuşturucu, kan göstermek yasak, öpüşürlerse genel planda öpüşülebilir, küfür yok hatta küfürü biplerseniz, o bile küfür sayılıyor, peki biz ne çekeceğiz onu hiç düşünmüyorlar. Bir ikilinin öpüşmesi neyin ahlakını bozuyor ben anlayamıyorum. Ahlakı bozan şeyler, tecavüzler, cinayetler, tacizler, çocuk gelinlerdir mesela ve biz bunları da çekerken hep, bakın bunlar ahlakı bozan şeylerdir diye çekiyoruz, özendirmiyoruz ki… Öpüşme konusunda da bence özensin insanlar, mutlu bir çiftin öpüşmesinde ne sakınca olabilir anlayamıyorum" ifadelerini kullandı.

"RTÜK'ün eşit davranması gerekiyor"

Orhan Oğuz sansür konusunda, "RTÜK'ün biraz eşit davranması gerekiyor, ATV'de oynayan dizilerde neden hiç RTÜK yok? Kelleler koparılıyor, ATV'nin aldığı bir ceza var mı? Tabii ki orada da öpüştürmüyorlardır ama bir sürü Osmanlı sahnesi çekiliyor idam etmeler, boğmalar, kafa kesmeler… Milyon dolarlar falan harcamaları lazım orada cezalar için ama burada bir ayrımcılık söz konusu" diye konuştu.

"Hiç özgür değiliz"

Oğuz, otosansür uygulamak zorunda kaldıklarını, biri öldüğü zaman kanını göstermeden, onu seyirciye hissettirmeye çalıştıklarını belirterek, mesela bir cinsel taciz hikayesi işlendiğinde kurallara göre, kişilerin birbirine beş metreden yakın olmaması gerektiğini söyledi. Bir şekilde o duyguyu yaratmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Orhan Oğuz, "hiç de özgür değiliz" dedi. Arka Sokaklar Dizisi'nin çekimleri esnasında özellikle dikkat ettikleri bazı konular olduğunu söyleyen Oğuz, "ne ahlakçı ne de sorgulayan bir tavrımız var. Biz sadece objektif olarak bakıyoruz ve halkla polisin arasında olması gereken o sıkı ilişkiyi göstermeye çalışıyoruz. Polis ne olursa olsun kendi halkı için kendini ateşe atmalı olgusunu işliyor ve bunu izleyiciye vermeye çabalıyoruz" ifadelerini kullandı.

Shanghay Uluslararası Film Festivali'nden En İyi Film Ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülü

Orhan Oğuz'un "Hayde Bre" adlı sinema filmi, 2011 yılında Shanghay Uluslararası Film Festivali'nde en iyi film ve Şevket Emrulla'ya da en iyi erkek oyuncu ödüllerini getirdi. Ödül törenine katılmak ve filmin galasını gerçekleştirmek üzere Çin'e gidiş sürecine ilişkin Oğuz şöyle konuştu, "gitmeden önce bu kadar büyük bir festival olduğunu bilmiyorduk, çok gösterişli bir festivaldi ve bizi çok iyi ağırladılar. 1600 filmin arasından seçilen 16 filmden biri bizimkiydi. Ödül alacak filmleri belirleyen jüri de çok güçlü bir jüriydi. Aslında benim umudum yoktu, zaten diğer filmleri de bilmiyorduk ama törene üç gün kala, hastalığı nedeniyle bizimle oraya gelemeyen Şevket Emrulla'yı festival görevlilerinin sürekli sorması, hatta onu getirmeyi teklif etmeleri, onun ödül alacağını anlamamızı sağladı. Ödülünü aldıktan kısa bir süre sonra da vefat etti… Sonunda da en iyi film ödülünü bize verdikleri için çok mutlu olduk".

"Serdar Akar ve Çağan Irmak yanımda yetişti"

Sinemaya 16 yaşında kamera asistanı olarak başlayan Orhan Oğuz, aşağıdan yukarı doğru tırmanırken zaman içinde, kamera asistanlığı, kameramanlık ve görüntü yönetmenliğine yükselmiş, bu esnada birçok ünlü yönetmenle çalışmış. Sinema okuyan gençlerin mutlaka yönetmen olmayı hayal etmesini şaşkınlıkla karşıladığını dile getirdi. Sinemacı olmayı hayal eden gençlerin, mutlaka seti görmesi ve setteki iş kademelerinde biraz da olsa çalışması gerektiğini, bir yandan okula devam ederken diğer taraftan sette staj yapmanın dünyalarını değiştirdiğini ve oradaki hangi işin kendilerine daha uygun olduğunu fark etmelerini sağladığını vurguladı. Ünlü yönetmen Serdar Akar ve Çağan Irmak'ın da yanında yetiştiğini söyleyen Oğuz, bu mesleği seçen herkesin mutlaka bir süre seti tanıması ve burada neler yapabileceğini keşfetmesi gerektiğini belirtti. Orhan Oğuz, "Sinemayı kişinin aşkla yapması gerekir, o zaman yapabilir. Mesele aşk" ifadelerini kullandı.

Röportaj: Özlem Arıkan Serbez

Video Link: https://www.youtube.com/embed/MSQc9zsAdpY