Çin Ekonomisinde Büyümenin Değişen Dinamikleri ve Yeni Normal

Çin Ekonomisinde Büyümenin Değişen Dinamikleri ve Yeni Normal

Dünya ekonomisi, özellikle 2008 Krizi'nden sonra hızlanan, ekonomik güç merkezinin Euro-Atlantik ekseninden Asya-Pasifik eksenine kaydığı yapısal bir dönüşümü yaşıyor. Bu dönüşümün tarihse köklerini Japonya'nın endüstrileşme deneyiminde bulmak mümkün. 1970'lerde dünya, hızlı bir büyüme süreci sonucu Japonya'nın yükselişine tanık oldu. Japonya 1950'lerden 1973 petrol krizine kadar geçen yıllarda ortalama %11'lik bir büyüme oranını yakalamayı başardı. 1980'lere gelindiğinde Asya ekonomisinin yeni öncüleri Singapur, Hong Kong, Tayvan ve Güney Kore'den oluşan Asya Kaplanları oldu. Japonya'da 1990'larda kayıp on yıllar başlarken, gelişen Doğu Asya ekonomilerine Tayland, Endonezya ve Malezya da eklendi (Arığoban,2017:111). Asya Krizi'nin etkisiyle Asya Kaplanları yavaşlarken, Çin 1990'lı yıllardan itibaren Asya'nın ve giderek de dünyanın büyüme motoru haline geldi. Çin 1978'de başlayan "reform ve dışa açılma" döneminden günümüze kadar çok hızlı bir büyüme kaydetti ve hızla dışa açık bir ekonomi haline geldi (Bkz: Şekil 1 ve 2). Reformların başlamasının 40. yılına girerken Çin ekonomisi 11,2 trilyon ABD doları büyüklüğü ile artık dünyanın ikinci büyük ekonomisi (OECD, 2018).1978 yılında düşük gelirli bir ülke olan Çin günümüzde orta yüksek gelirli bir ülke haline geldi. Çin'in kişi başı gelir düzeyinin 2018'de 9.223 dolara (PPP:18.356) ulaşacağı tahmin ediliyor (The Economist 'World in 2018').

Yapılan büyüme projeksiyonlarına göre, 2032 yılına gelindiğinde Çin dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek (Bkz:Tablo1). 2032'de Dünyanın beş büyük ekonomisi arasında Batı dünyasından ABD ve Almanya olacak Asya'dan ise Çin, Japonya ve Hindistan yer alacak. Bu durum, dünya ekonomisinin merkezinin Atlantik'ten Pasifik'e doğru kayışının hızlanarak artacağını gösteriyor.

Tablo 1: Ülkelerin Gelirlerine Göre Sıralaması

 

2017

2018

2022

2027

2032

ABD

1

1

1

1

2

Çin

2

2

2

2

1

Japonya

3

3

3

4

4

Almanya

4

4

4

5

5

Hindistan

7

5

5

3

3

Fransa

5

6

7

8

9

İngiltere

6

7

6

6

7

Brezilya

8

8

8

7

6

İtalya

9

9

9

12

13

Kanada

10

10

11

10

12

G Kore

12

12

10

9

8

Endonezya

16

16

16

13

10

Kaynak: Ergin, 2018

   Dünya ekonomisinde güncel büyüme dinamikleri incelendiğinde ise 2016 yılının ortalarından itibaren devam eden göreli toparlanmanın devam ettiği gözleniyor (Tablo 2).   Gelişmekte olan Asya 2017 de olduğu gibi, 2018-19 yılları arasında da yüzde 6,5 civarında büyüyecek. Bölge, dünya büyümesinin yarısından fazlasına katkı yapmaya devam ediyor. Bu katkının arkasındaki neden bölgedeki Çin ile Hindistan gibi iki büyük ülkenin yüksek büyüme performansının devam etmesi  (IMF, 2018). Verilerin gösterdiğine göre Çin'in 2009 yılında bu yana küresel ekonomik büyümeye en büyük katkıyı yapan ülke konumunda bulunuyor. Çin kendi ekonomisini zenginleştirirken dünyayı da zenginleştirdi.   Özellikle 2008 krizi sonrası dönemde gelişmiş ülkelerde düşen büyüme oranlarını telafi ederek küresel resesyon riskini düşürdü.

   Çin ekonomisi 2010 yılından itibaren çift haneli büyüme rakamlarından tek haneli büyüme rakamlarına geçiş yaptı.2015 yılından 2017'nin sonuna kadar dönemde yeni büyüme oranları %6,5 -7,0 bandına oturmuş gözüküyor. Bu durum önceki dönemlere göre büyümede bir yavaşlamayı temsil etse de Çin ekonomisi gibi 11 trilyon ABD doları büyüklüğe ulaşmış bir ekonomi için %6,5-7 arası bir büyüme hızı da oldukça yüksek. Büyüme hızı önceki çift haneli döneme göre düşse de yeni dönemde Çin'in GSYH'sında önceki dönemlere göre mutlak olarak daha büyük bir artış yaşanıyor (Rabinovitch, 2018). Bu yeni büyüme dönemi, Çin politika yapıcıları tarafında 'Yeni Normal' olarak tanımlanıyor. Yeni Normal, Çin ekonomisinin hızlı büyüme aşamasından daha düşük ama kaliteli ve yeniliğe dayalı büyüme aşamasına geçişini simgeliyor. Bu bağlamda; yeni normal Çin ekonomisi için ihracat ve yatırım ağırlıklı bir ekonomiden tüketime dayalı bir ekonomiye, sanayiden hizmetlere, orta teknolojiden yüksek teknolojiye geçiş anlamına geliyor.

 

Tablo 2: Dünya Ekonomisinde Toplam Çıktı ve Dış Ticaret Büyüme Hızları (%)

 

2016

2017*

2018**

2019**

Toplam Çıktı

 

Dünya

3,2

3,7

3,9

3,9

Gelişmiş Ülkeler

1,1

2,3

2,3

2,2

Avro Bölgesi

1,8

2,4

2,2

2

Gelişen Ülkeler

4,4

4,7

4,9

5

Gelişen Asya

6,4

6,5

5,5

6,6

Latin Amerika

-0,7

1,3

1,9

2,6

Sahra Altı Afrika

1,4

2,7

3,3

3

ABD

1,5

2,3

2,7

2,5

Almanya

1,9

2,5

2,3

2

Japonya

0,9

1,8

1,2

0,9

Rusya

-0,2

1,8

1,7

1,5

Çin

6,7

6,9

6,6

6,4

Hindistan

7,1

6,7

7,4

7,8

Dünya Ticaret Hacmi

 

Dünya

2,5

4,7

4,6

4,4

Gelişmiş Ülkeler

2,6

4,1

4,3

4,2

Gelişen Ülkeler

2,3

5,9

5,1

4,8

                            Kaynak: IMF World Economic Outlook, January 2018  * Tahmin **Projeksiyon

   Bu dönemde ekonomideki büyümenin kaynakları da değişiyor. Şekil 3' görüldüğü gibi 2008 krizinden sonra ihracat olanaklarının daralması sonucu Çin iç talebe ağırlık verdi. İhracat kapasitesinde azalma ve iç tüketimi artırmaya yönelik altyapıyı projelerine dayanan ekonomik atılım programı (590 milyar dolar) sayesinde 2010 da %10 olan cari fazlanın GSYH'ya oranı 2013'de % 2'ye düştü, bu oran 2017'de daha da azalarak %1,4 oldu.2010-2013 yılları arasında net ihracatın büyüme katkısı ise negatif oldu. 2011-2017 döneminde net ihracatın büyüme katkısı yok denilecek kadar az hale geldi.2011 yılından itibaren büyüme en çok katkı yapan toplam talep bileşeni ise tüketim oldu.  

Bu veriler ışığında yeni normalde Çin'de büyümenin ana kaynağı şehirli tüketiciler olacağı gözleniyor.  McKinsey Enstitüsü'nün tahminlerine göre şehirli tüketicilerin sayısı ve geliri artmaya devam edecek, Çin'deki şehirler 2030 yılına kadar 7 trilyon dolar başka bir deyişle dünya şehirli nüfusun tüketiminin % 30'unu yaratacak. Günümüzde Çinli çalışma çağındaki şehirli nüfus 512 milyon düzeyinde ve sadece 15 yıl içinde bu rakamın 628 milyona yükselmesi bekleniyor.

    Diğer taraftan birçok iktisatçı Çin ekonomisi için ılımlı bir büyüme patikasının (%6-7)  sürdürülebilir olduğu görüşünde. Tablo 3'de yer alan büyüme projeksiyonları incelenirse IMF'nin de bu görüşte olduğu söylenebilir. Toplam talebin alt bileşenlerinin büyüme hızına bakıldığında tüketimin büyüme hızının diğer tüm bileşenlerin (yatırım ve net ihracat) büyüme hızından yüksek öngörüldüğü gözlenmekte.Bu da yeni normalde tüketimin önemini işaret eden bir gösterge.

Tablo 3: Çin Ekonomisinde GSYH'ın ve Toplam Talebin Büyüme Hızları (%)

 

2012

2013

2014

2015

2016

2017

2018

2019

2020

2021

2022

 

Projeksiyonlar

Reel GSYH

7,9

7,8

7,3

6,9

6,7

6,9

6,6

6,4

6,3

6

5,8

Toplam İç Talep

7,9

8,1

7,2

7,2

7,4

7

6,9

6,8

6,6

6,2

5,9

Tüketim

8,7

7,2

7,2

8,3

8,4

8,6

8

7,4

7,1

6,6

6,2

Yatırım

9,1

9,1

7,1

6,1

6,3

5,2

5,5

6

6

5,8

5,6

Sabit Sermaye Yatırımları

9

9,3

6,8

6,7

6,7

5,2

5,6

6,1

6,2

6

5,8

Stoklar

-0,6

0,1

0,2

-0,2

-0,1

0,1

0

0

0

0

0

Net İhracat

0,3

0,1

0,4

-0,1

-0,5

-0,1

-0,2

-0,2

-0,2

-0,2

-0,1

Kaynak: IMF People's Republic Of China Country Report No. 17/247, August 2017

     Yeni normal olarak tanımlanan dönemin bir diğer özelliği de kaliteli büyüme olarak adlandırılan yenilikçi bir ekonomik gelişmeye vurgu yapması.    Örneğin Davos Forumu'nun kurucusu Klaus Schwab 2017 forumunda yaptığı konuşmada son zamanlarda Çin'in  "dördüncü endüstriyel devrimi yönetme" konusunda daha da önemli bir güç haline geldiğini dünyaya gösterdiğini belirtmişti. Bu gücün arakasında ise Çin ana teknolojik dönüşüm stratejisi olan "Made in China 2025" bulunuyor.   Bu strateji, Alman "Endüstri 4.0", planının Çin versiyonu olarak kabul edilebilir. Plan "Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MIIT)" tarafından hazırlanmış ve Mayıs 2015'te Çin Devlet Konseyi tarafından açıklanmıştı.  Made in China 2025 stratejisinin amacı Çin sanayinde kapsamlı bir şekilde teknolojik tırmanmayı sağlayarak Çin ekonomisini düşük katma değerli ve emek yoğun üretimden yüksek katma değerli ve yenilik odaklı imalata doğru kaydırmaktır.

      Çin'in politika tasarımı yoluyla yeniliği teşvik etme uygulaması özellikle Ar-Ge ve fikri mülkiye alanında sonuçlar doğuruyor. Resmi rakamlara göre 2017 yılında Çin Ar-Ge harcamalarında dünyada ikinci sırada yer alıyor, aynı zamanda en fazla tam zamanlı araştırmacıya sahip ve en çok patent başvurusu yapan ülke konumunda bulunuyor. Çin'de Fikri Mülkiyet Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre de, 2017 yılının sonuna kadar Çin'in ana kesiminde patent başvuru sayısı 1 milyon 356 bin âdete ulaştı. Buna göre her 10 bin kişiden ortalama 9,8'i patent başvurusunda bulundu (Çin Uluslararası Radyosu, 2018). Çinli şirketler de bu dönemde teknolojik yetenek birikimine odaklanarak küresel rekabetçiliklerini geliştirme peşindeler. Fortune 500 listesinde 2017 alında 132 ABD şirketi ile neredeyse aynı değere sahip 115 Çinli şirket bulunuyor (Deng ,2018:57). Çin giderek dünyanın önemli teknoloji güçleri arasına giriyor. Örneğin Alibaba, Tencent dünyanın en büyük 10 şirketi arasında yer alıyor. Tencent piyasa değeri 500 milyar doların üzerinde olan altı küresel şirketten biri konumunda. ABD'nin teknolojik üstünlüğünde önemli rol oynayan "FAANG'ına (Facebook, Amazon, Apple, Netflix ve Google)"  karşılık artık Çin'inde küresel liderlikte iddialı  "BAT+J'si (Badiu, Alibaba, Tencent, JD.com)"  bulunuyor (Zakkour,2018:54).        

     Yeni normalde internet tabanlı teknoloji şirketleri büyümeye hızla, katkı yaparken ekonomideki yenilikçilik kapasitesi de artıyor. Bazı geleneksel imalat kollarında (çelik, çimento gibi) bir kapasite fazlalığı sorunu olsa da Çin'de Endüstri 4.0 ile uyumlu yeni teknolojilere (yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, robotik) dayalı imalat faaliyetleri ve yüksek katma değerli hizmet (yazılım, e-ticaret gibi)  sektörü hızla gelişiyor, bu da ekonominin daha yavaş büyürken daha fazla kaynak etkin olmasına olanak tanıyor.

   Çin'de girişimcilik ekolojisinin de etkinliğini hızla artırıyor. Çinli unicorn şirket sayısındaki artış bu durumun göstergesi. Unicorn (tekboynuz) şirket, 1 milyar doların üzerinde değere ulaşan ve borsaya açılmamış şirketleri tanımlıyor. Unicornlar hızlı büyüme gösteren yenilikçi teknoloji yoğun mal ve hizmet üretimi yapan şirketler. Unicornların sayısının bir ülkenin gelecekte sağlayacağı yeni teknolojilere dayalı büyüme konusunda da bir gösterge olduğu düşünülüyor.2013 yılında unicorn ligini ABD ve AB'den çıkan şirketler domine diyordu. Çin ekonomisin, yeni normaldeki büyüme stratejisi ile uyumlu bir şekilde, artan yenilikçi kapasitesinin göstergesi olarak Çinli unicornların sayısı hızla arttı ve 2017'de 55'e ulaştı. Örneğin 2017 yılı için hazırlanan listede ilk 10 sırada yer alan unicornların altı tanesi ABD'li iken dördü de Çinli şirketler. ABD'li Uber'in  birinci olduğu listede Çinli araç çağırma şirketi Didi, akıllı telefon üreticisi Xiaomi, Lufax ile  Meituan Dianping ilk onda yer alıyor (Liu,2018:49).

    Çinli şirketler dünya vitrinine artık sadece fiyata dayalı rekabet üzerinden çıkmıyorlar. Uzun süre Çinli şirketlerin küresel ölçekteki ana iş modeli "kalitenin %80'i fiyatın %60'ı" ilkesine dayandı. Bu modelde firmalar lider firmanın kalitesinin altında ama ona göre çok daha ucuz güvenilir ürünleri üretmek yoluyla rekabet etmeye çalıştılar (Kroeber, 2017:87). Ancak bu iş modeli teknolojik tırmanmayı başaran Çinli firmalar için giderek değişiyor. Bu firmalar yenilikçilik kapasiteleri artıkça farklılaştırma stratejisini de uygulamaya koyuyorlar ve marka değerlerini sürekli yükseltiyorlar. Brand Finance'ın  "Global 500 2018" raporundaki veriler incelendiğinde dünya çapında ilk 500 firmanın toplam marka değeri içinde Çinli şirketlerin 2008'de % 3 olan payının hızlı bir artışla 2018'de %15'e yükseldiği gözleniyor (Bkz: Tablo 4). Marka büyümesindeki yüksek hız bu dönemde Çin ile ABD arasındaki toplam marka değeri açığının da azalmasına neden oldu.   Pazar koşullarından yararlanan Alibaba (12.), Tencent (21.), WeChat (49.), Baidu (57.), JD.com (65.) ve NetEase (121.) gibi Çin teknoloji markaları,   yıllık ortalama % 67 oranında oldukça yüksek marka değeri artışları gerçekleştirdiler.

Tablo 4: Ülkelere Göre Marka Değeri

 

2008

2018

 

Marka Değeri

(Milyar Dolar)

Toplamda Yüzde Payı

Marka Değeri (Milyar Dolar)

Toplamda Yüzde Payı

ABD

1,425.8

%48

2,527.7

%43

Çin

92.3

%3

911.5

%15

Almanya

200.3

%7

409,4

%7

Japonya

268.4

%9

407

%7

Fransa

216.5

%7

280.2

%5

B. Britanya

241

%8

235,6

%4

Diğer

552.5

%18

1,132.8

%19

Toplam

2,996.8

%100

5,904.2

%100

Kaynak: Brand Finance "Global 500 2018"

 

Çin ekonomisinde büyüme iki haneli rakamlardan tek haneli rakamlara düşse de doğru politikalar ile daha nitelikli bir büyüme patikasına girildiği gözleniyor. Bu dönemde asıl olan kaynakların daha etkin kullanılması olacak. Çin ekonomisi daha düşük bir büyüme hızı ve daha yüksek kalitede ürünler, kurumlar ve insani gelişme içeren bir kalkınma modeline geçiş yaparken arz yönlü yapısal reformların sürdürülmesi de Çin ekonomisinin teknolojik ve kurumsal olarak gelişmesine, Çin'in küresel ekonomik büyümenin motoru olarak kalmasına olanak sağlayacak

*Doç. Dr. Cem Okan Tuncel / Uludağ Üniversitesi

Kaynaklar:

  • Arıboğan D. 2017. Duvar: Tarih Geri Dönüyor.   B.   İnkılâp Yay. İstanbul
  • Brand Finance 2018. "Global 500 2018:the annual report on the world's most valuable brands." http://brandfinance.com/knowledge-centre/reports/brand-finance-global-500-2018/
  • Çin Uluslararası Radyosu. "Patent Başvurusunda Dünya Birincisi Çin" 17.02.2018 http://criturk.com/haber/ekonomi/patent-basvurusunda-dunya-birincisi-cin-49971
  • Deng Y. 2018. "Gelecek Yeniden İnşa Ediliyor" China Today Türkiye, Şubat-Mart 2018. ss:57-59
  • Ergin B. 2018 "ABD-Çin Savaşı Hareketleniyor" Sabah Gazetesi, 19.01.2018
  • 2018. "World Economic Outlook", January 2018 
  • 2017. " People's Republic Of China Country Report" No. 17/247, August 2017
  • Kroeber A. 2017. Çin Ekonomisi: Herkesin Bilmesi Gerekenler. Buzdağı Yay. İstanbul
  • Liu X. 2018. "Çin'in Tek Boynuzlu Atlar Ligi" China Today Türkiye, Şubat-Mart 2018. ss:49-51
  • OECD 2018. "Economic Outlook for Southeast Asia, China and India 2018"
  • Rabinovitch S. 2018. "L for Longer" The Economist 'World in 2018' s:81
  • Zakkour M. 2018. "Teknolojinin Dünya Şampiyonu" China Today Türkiye, Şubat-Mart 2018. ss:54-56