“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”

“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”
“Bir Kuşak Bir Yol'un Türkiye Açısından Avantajları”

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde bugün Ekonomistler Platformu ile CRI TÜRK'ün ortaklaşa organize ettiği; "Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Türkiye-Çin İlişkilerinin Geleceği Konferansı"nda, konunun uzmanları değerlendirmeler yaptı.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei açılış konuşmasında "Bir Kuşak Bir Yol Çağrısı" olarak tanımladığı dev proje hakkında şunları söyledi; "2013 yılında Xi Jinping, "Ekonomi Kuşağı" şeklinde bir cümle sarfetti, daha sonra Endonezya'da "Deniz İpek Yolu" dedi. 2013 sonunda da Çin tarafından bu iki cümle birleştirilip, "Bir Kuşak Bir Yol" çağrısı tüm dünyaya duyuruldu. Şu anda projenin beşinci yılına girildi ve daha beş yıl dolmadan, üzerinde epey çalışılmış ve dünya tarafından çok iyi karşılanmıştır. Türkiye bu konuda özellikle çok özel ve avantajlı bir yere sahip. Tarihi İpek Yolu'na baktığımızda zaten iki milletin büyük bir iletişim ve ticaret ilişkisi olduğunu görüyoruz. Ayrıca coğrafi konumunun Asya ile Avrupa'nın tam ortasında oluşu büyük önem taşımaktadır. Günümüzde ticaret globaldir ve uzak mesafeler sorun olmaktan çıkmıştır. Bu yıl, Çin'in reform ve dışa açılma projesinin 40. yılıdır. Artık dünya da Çin'in gelişimini biliyor ve takip ediyor. Türkiye'de ticaret alanında eskiye kıyasla büyük bir gelişme ve değişim var. Özellikle çevresindeki ülkelere bakıldığında, bu gelişme daha da iyi anlaşılıyor. Son yıllarda dünya ekonomisi düşüşteyken, Çin ve Türkiye yükselişte. 2015 yılından beri Çin ve Türkiye Cumhurbaşkanları tam dört kez bir araya geldi ki bu pek ender gerçekleşebilecek bir durumdur. Bir konuya ülkenin en üst düzeyinde ilgi varsa, o proje daha iyi bir ilerleme gösterir. Bu kadar çok sayıda avantajı bir arada bünyesinde barındırabilen bir ülke çok nadir bulunabilir. 2014 yılının ikinci yarısında Ankara-İstanbul hızlı tren projesi tamamlanarak, kullanıma açıldı. Bu da Çin ile Türkiye arasındaki ticaret iş birliğini arttırdı. 2015'te Çin'in ICBC Bankası, 400 milyon dolarlık bir yatırımla Türkiye'ye geldi. Döviz kuru dalgalanmaları sonrasında, dün tüm işlemleri tamamlandı ve Çin tarafından Bank Of China, 300 milyon dolar yatırım yapılarak, İstanbul'da açıldı. Çin bu çağrıya sadece ekonomik açıdan yaklaşmıyor. Eskiden bu kadar çok Çince öğrenmek isteyen kişi yoktu. İstanbul'da üç tane Konfüçyus Enstitüsü açtık ve seçkin üniversitelerden mezun birçok kişi artık Çince öğrenmek istiyor. Çin'de Yunus Emre Merkezi açma projesi üzerinde çalışılmaktadır. Parayla hiç ilgisi olmayan bu tip konular, halkların kalplerini birbirine bağlaması açısından fevkalade önemlidir".

"Ortak Kader Birliği İnşa Etmek"

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, ticaretteki koruma politikası hakkında da ticaret ve koruma kelimelerinin yanyana gelmemesi gerektiğinin altını çizdi. Cui, bu yılın Kasım ayında Shanghai'da düzenlenecek olan ilk ithalat fuarının Çin için çok cesur bir davranış olduğunu vurgulayarak; "Çin pazarını başka ülkelere açmıştır. Bu birçok ülkeye garip geliyor ama ticarette rekabete ihtiyaç vardır. Biz sağlıklı ve kalıcı gelişmeler istiyoruz. Korumacı bir yaklaşıma inanmıyoruz. Bu konuyu en iyi özetleyen cümle "ortak kader birliği inşa etmek"tir. 19. kurultayın açılışında Xi tam üç buçuk saatlik bir rapor okudu ve sonunu gençlerle ilgili cümleleriyle bağladı çünkü gençler geleceğimizdir. Ben de konuşmamı Atatürk'ün söylediği gibi İstikbal Gençlere Emanettir" ifadelerini kullandı.

"Çin Yüzyılı"

Ekonomistler Platformu başkan yardımcısı Ertan Aksoy'un oturum başkanlığını yaptığı konferanstaki, ilk konuşmacı İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Yülek konuşmasında, bu yüzyılın "Çin Yüzyılı" olarak adlandırılabileceğini ve gayri resmî olarak Çin'in dünyanın en büyük ekonomisi olduğunu vurguladı. Yülek; "Çin-Türk dostluğu çok önemlidir ve Türkiye'nin Çin' yaptığı ihracat artmalı. 2017 yılında 20 milyar dolar ticaret açığımız var. Çin, bu dengesizliğin düzelmesi için Türkiye'ye biraz yardım ederse, karşılıklı desteklerle bu denge kurulabilir" şeklinde konuştu.

"Çin Resmen Dünyanın En Büyük Ekonomisidir"

"Çin: Yeni Büyük Güç ve değişen Dünya Dengeleri" kitabının yazarı, araştırmacı Fatih Oktay konuşmasında, grafikler eşliğinde 70'li yıllardan itibaren Çin'in önlenemez yükselişini ve Batılı ülkeleri geçişini anlattı. Oktay, Çin'in 1990'dan itibaren her iki yılda bir Avrupa ülkesini geride bırakarak, büyüdüğünü ve 2014 yılında resmen dünyanın en büyük ekonomisi olduğunu dile getirerek, şunları söyledi; "Çin, üç buçuk trilyon dolar imalat sanayi büyüklüğüne sahipken, günümüzde ABD iki buçuk trilyon dolarda kalıyor. Çin'in imalat sanayi büyüklüğü, ABD'nin iki katından daha fazla. Dünyadaki çelik üretiminin yarısını Çin yapıyor, dolayısıyla dünyanın en büyük çelik üreticisi. Coğrafi yüzölçümleri benzer olan ABD'den daha yaygın ve yeni otoyol ulaşımı alt yapısına sahip. Ayrıca batıda 70'li yıllardan beri maaşlar sabittir, ancak Çin'de her yıl yüzde on arttı. Ucuz ve emek yoğun üretim yapan ekonomisinde ciddi bir değişiklik olmaya başladı. Güneş enerjisi modülü, yapay zeka gibi bilgi ve yatırım gücüne dayalı projeler öne çıkıyor. Mesela, Çin'in Tesla'dan daha fazla sayıda araç üreten iki şirketinin yanı sıra birçok elektrikli araba üretim şirketi mevcut. Dünyadaki elektrikli araç üretiminin yarısını Çin yapıyor. Cep telefonu teknolojisinde de çok ileriler, öyle ki dilencilere bile cep telefonu ile ödeme yapılabiliyor. Çin üretimde küreselleşmeyi öngörüyor ve emek yoğun işleri çevre ülkelere kaydıracak".

"Huawei Şirketinin Çin'le Eşzamanlı Devleşmesi"

Huawei Firması, Arge Dijital Servisler Direktörü Boran Demirciler de yaptığı konuşmada, Çin'deki yükselişin küçük boyutlu bir örneği olan firmasının kuruluş ve gelişme hikayesini paylaştı. Demirciler, aslında kurucusunun sadece kızının eğitimi için para biriktirmek amacıyla kırsalda kurduğu şirketin, Çin'in büyümesiyle eş zamanlı olarak hızlı adımlarla önce Çin'in içinde, ardından da dünyaya yayıldığını dile getirdi. Boran Demirciler, 170'den fazla ülkede yatırımı olan Huawei'nin Batı ve ABD'de 16 büyük merkezinden en büyüğünün Hindistan'da, ikinci büyüğünün ise Türkiye'de olduğunun altını çizdi.

Haber: Özlem Arıkan Serbez